Türkiye Türkmenleri Türkiye Türkmenleri ya da Anadolu Türkmenleri[1], Anadolu Oğuzları[1][2][3][4] veya yaygın adlarıyla Türkmenler (Osmanlıca تركمنلر) , Selçuklular döneminde Anadolu ve çevresinde Türkmeneli denen bölgelerde yerleşmeye başlayan, dilleri Türkiye Türkçesine bağlı Anadolu ağızları içinde ele alınan ve Türkiye Türklerini oluşturan Oğuzlardan Konyayöresine ait, kaynak kişisi Çopur Ahmet, derleyeni ve notaya alanı Muzaffer Sarısözen olan türkü; Gitme bülbül gitme bahar erişti ney notası.. Türkünün sayfası: Zülfükaküllerin sözleri ve hikayesi. Buyu erguvandan güzelsin güzel. Çekilmiş Kaşların Zülfikar Olmuş. Kurulmuş Göğsünde Bahçe-İ Vahdet Yüzünde yeşil ben aşikar olmuş Çekilmiş kaşların zülfikar olmuş Gözlerin aleme hükümdar olmuş Mihri Süleymandan güzelsin güzel x2 — Kurulmuş göğsünde bahçeyi vahdet Hatmolmuş kadrinle tubayı hikmet Cemalin seyreden Giresunyöresine ait “Ağasarın Balını” türküsünde Giresun’da bir bölge ismi olan Ağasar balı betimlenmektedir. Osmanlı’dan beri Türklerle özdeşleşmiş olan lokum, Konya yöresine ait türküde şeker ve badem ile birlikte anılmaktadır. Not Ekle Tarifi Yazdır. Tencerede etimizi suyunu çekene kadar kavuruyoruz. Suyunu çekince tereyağını ilave edip, 2-3 dakika kadar daha kavuruyoruz. Ekmeğimizi kalın dilimler halinde kesip, etlerimizin üzerine koyuyoruz ve etlerle beraber biraz kavuruyoruz. Yemeğimiz afiyetle yenmeye hazır :)) pXfZFy. KIRŞEHİR haberleri ilk sayfaArama Sonuçları POLİTİKAMHP milletvekili listesi2519 Gün 7 Saat 11 dk. önce yayınlandı POLİTİKAHüseyin Aygün'ü tehdit ettiği iddia edilen asker Namık Dursun aday oldu2682 Gün 6 Saat 24 dk. önce yayınlandı POLİTİKAAk Parti'nin milletvekili adayları tam liste2682 Gün 23 Saat 41 dk. önce yayınlandı POLİTİKACHP milletvekili adayları tam liste2683 Gün 0 Saat 35 dk. önce yayınlandı POLİTİKAHDP milletvekili adayları tam liste2683 Gün 0 Saat 39 dk. önce yayınlandı ASAYİŞKırşehir'de aile kavgası Kocanın attığı yumruk polisin gözlüğünü kırdı2695 Gün 17 Saat 7 dk. önce yayınlandı 1 NEVŞEHİR TÜRKÜLERİ VE ÖYKÜLERİ I ; CEMALİM TÜRKÜSÜ Doç. Dr. Faruk GÜÇLÜ Türküler Anadolu’nun sözel tarihidir. Kimi kez yazılı bile değildir. Dilden dile söylenegelir. Kimi kez ağlatır kimi kez güldürür. Bazen da acılarımızı tazeler. Cemalim türküsü de Nevşehir yöresinde söylenmiş olmasına rağmen ülke geneline yayılmış ve on yıllardır çalınıp söylenen bir türküdür. Türkü, öldürülen Cemal´e, karısı Şerife tarafından yakılmıştır. Şerife, 90 yıldan fazla yaşamış, 30 Kasım 1993 günü vefat etmiştir. 14-15 yaşlarında Cemal´le evlenmiş, mutlu geçen birkaç yılı Cemal´in öldürülmesiyle sona ermiş, bu olaydan sonra bir oğlu ile ortada kalmıştır. Türkünün Refik Başaran’dan sonra Avanoslu Selahaddin ve Nida Tüfekçi tarafından seslendirildiği bilinmektedir. Olayın kahramanı olan Cemal’in doğum tarihi ve mezarının yeri bilinmemektedir. Anlatılanlara göre 17/18 yaşlarında öldürüldüğü sanılmaktadır. Ürgüp'ün Karlık köyünün varlıklı bir ailesinden olan Cemal, Ürgüp-Karlık yolunda pusuya düşürülerek öldürülür. Köyde herkes tarafından sevilip sayılan Cemal'in ölümüne üzülmeyen olmaz. Eşi Şerife ise acılarını, yaktığı ağıtla hafifletmeye çalışır. Şerife’nin Cemal’den yetim kalan bir oğlu da vardır, adı Mustafa. Yetim Mustafa, birkaç yıl sonra tarlada hasat zamanı bir atın tepmesi sonucu yaşamını yitirmiştir. Yakınen tanıdığım rahmetli Türkünün söz yazarı Şerife’nin oğlu İsmet Aksoy’un anlatımlarına göre ağıt, Şerife'nin ikinci kocası Hayrullah'ın sonraki yıllarda karşılaştığı Refik Başaran'a, "Herkese bir türkü okudun ama, bana okumadın" diye sitem etmesi üzerine gündeme gelmiş ve türkü Refik Başaran tarafından plağa okunmuştur. Cemal, Şerife’nin daha sonra evleneceği, Hayrullah'ın aynı zamanda amcasıdır. Kuşkusuz Cemal’in öldürülmesi, eşi Şerife kadar yeğen Hayrullah'ı da etkilemiştir. Anadolu’da genç yaşta dul kalan gelinleri başkasına gitmesinde diye aile bireylerinden birisi ile evlendirmek eski adetlerdendir.levirat evliliği Şerife ile Hayrullah’ta Cemali’in ölümünden sonra böyle bir evlilik yapmıştır. 12 Mayıs 2004 tarihinde yaşamını yitiren Şerife hanımın oğlu İsmet Aksoy, özel blogunda yazdığı anılarında, “Cemal, babamın amcasıdır. Onun öldürülmesi, annem kadar babamı da üzmüştür. Ölen ölmüştür ve yapılacak bir şey yoktur. Bu türkü, Başaran yahut başkaları tarafından söylenince tüm aile bireyleri bir burukluğun içine düşerdi. Annem aradan uzun zaman geçmesine rağmen Cemal’i derinden sevdiğini, onu asla unutmayacağını söylerdi. Babam da annem Şerife’nin Cemal’e duyduğu derin bağlılığı anlayışla karşılamıştır. Öyle ki oğullarından üçüncüsüne yani benim küçük kardeşime, ölen Cemal anısına babam tarafından Cemal adı konmuştur.” İsmet Aksoy, Özel internet Sitesi Karlık Köyü ve Damsa Köyü yaşlılarının dilden dile anlattıklarına göre, Cemal, varlıklı ve düzgün bir insandır. Ancak yanında bulunan dayısı “çapkın”dır. Bugünkü adı Taşkınpaşa olan Damsa’dan Ürgüp’e doğru yola çıktıklarında düşmanlarınca takip edilerek tuzağa düşürülmüş, ateş açılmış ve ilk ateşte Cemal ölmüştür. Osman Bölükbaşı’nın yeğeni araştırmacı Hasan Şahin, yöre türkülerine hayrandır. Eski taş plakları toplamıştır. Cemalim türküsü, onu da etkileyen türkülerin başında gelmektedir. O nedenle yöre türkülerinin öykülerini gücü yettiğince araştırmaya ve ortaya çıkarmaya çalışmıştır. Nevşehir bölgesi folklor araştırmacısı Hüseyin Sevindik tespitlerine göre türkünün değişik varyatları vardır. Örneğin oğlunun ismi bazı varyantlarda “Ahmet” olarak geçmektedir. “Cemal’in abisi Kazım kabadayı ve şımarıktır. Kazım Ürgüp’te bir oturak alemine katılır ve orada dansçı kadını akşam yanına almak ister. Ev sahibi vermese de zorla alır. Bu sırada Ürgüp’te misafirlikte olan Cemal’i de alarak Kazım kadınla birlikte köye giderken ev sahibi bunu onuruna yediremez ve pusu kurarak Kazım’ı öldürtmek ister ancak katil yanlışlıkla Kazım’ı değil kardeşi Cemal’ı vurur. Eşi Şerife’nin söylediği bu ağıtı ilk kez “Mestan Ahmet” isimli şahsın seslendirdiği iddia edilmektedir”Hüseyin Sevindik,Nevşehir Dergisi, Haziran 2006. Şerife hanımın öldürülen eşine yazdığı bu ağıtın Ürgüp ve bölgesinde bir hayli etkili olduğu, çocuklara konulan “Cemal” isminin fazlalığından da anlaşılmaktadır. Karlıklı Şerife’nin öldürülen eşi için yaktığı ağıtın uzun yıllar daha dillerde türkü olarak dolaşacağı anlaşılmaktadır. Türkünün sözleri; Şen olasın Ürgüp dumanın gitmez Kıratın acemi konağı tutmaz Oğlun da çok küçük yerini tutmaz Cemal’ım Cemal’ım algın Cemal’ım Al kanlar içinde kaldın Cemal’ım Ürgüp’ten de çıktığını görmüşler Kıratının sekisinden bilmişler Seni öldürmeye karar vermişler Cemal’ım Cemal’ım algın Cemal’ım Al kanlar içinde kaldın Cemal’ım Cemal’ın giydiği ketenden yilek Al kana boyanmış don ile göynek Sana nasip oldu ecelsiz ölmek Cemal’ım Cemal’ım algın Cemal’ım Al kanlar içinde kaldın Cemal’ım Ürgüp’ten de çıktın kırat kişnedi Üzengiler ayağını boşladı Yağlı kurşun iliğine işledi Cemal’ım Cemal’ım algın Cemal’ım Al kanlar içinde kaldın Cemal’ım Karlık ile başkadın pınar arası Çok mu imiş Cemal’ımın yarası Ağlayıp geliyor garip anası Cemal’ım Cemal’ım algın Cemal’ım Al kanlar içinde kaldın Cemal’ım Cemal’ın giydiği kadife şalvar Dükkânın kilidi cebinde parlar Oğlun da çok küçük beşikte ağlar Cemal’ım Cemal’ım algın Cemal’ım Al kanlar içinde kaldın Cemal’ım Kıratın üstünde bir uzun yayla Ne desem ağlasam kaderim böyle Gidersen Ürgüp’e sen selâm söyle Cemal’ım Cemal’ım algın Cemal’ım Al kanlar içinde kaldın Cemal’ım Kıratım başımda oturmuş ağlar Cemal’a dayanmaz şu karlı dağlar Üzüm vermez oldu Karlık’ta bağlar Cemal’ım Cemal’ım algın Cemal’ım Al kanlar içinde kaldın Cemal’ım Giden Cemal gelir mi de yerine İçerimde yaram indi derine Cemal düştü kahpelerin şerrine Cemal’ım Cemal’ım algın Cemal’ım Al kanlar içinde kaldın Cemal’ım Ağıtta yer alan yöreye özgü bazı sözcüklerin anlamları Göynek Gömlek Sekiş Atın yürüyüş şekli Yilek Yelek Yöre Ürgüp Derleyen Mustan Aktürk Kaynak REFİK BAŞARAN Yararlanılan kaynaklar -Faruk Güçlü, Hak Gazetesi -İsmet Aksoy, özel internet sitesi, erişim -Muhsin Durucan; Refik Başaran’dan Bir Ağıt, Milliyet Blog -Hasan Şahin, Ürgüp Dergisi yazıları -Süleyman Öztürk, Ürgüp Karlık Köyünden 1962 doğumlu -Hüseyin Sevindik,Nevşehir Dergisi, Haziran 2006 KONYA TÜRKÜLERİ - ŞARKILARI - VİDEOLARI Türkü Nedir? Türkiye'nin sözlü geleneğinde, bir ezgi ile söylenen halk şiirlerinin her çeşidini göstermek için, en çok kullanılan ad "türkü"dür. Türki kelimesinden gelişen ve "Türk'e ait" anlamına gelen bu kelime genelde bütün kırık havalar ritmli ezgiler için kullanılmaktadır. Türkler'in Türkü, Türkmenler'in Türkmani, Varsaklar'ın varsağı adı ile anılan halk şarkılarının adıdır. Konya Türküleri Konya'da ençok söylenen Türküler, Bozlak ve Çukurova ile oynak makamlarıdır. Süratli okunduklarından oyun havası da denilir. Selçuklular'dan bu yana devamlı çoğalıp gelen türkülerimiz sanat değerini ve geçmiş dönemlerin hissiyat ve fikirlerini müşahade etmekte olup diğer taraftan da hasret, tepki, ilenme, isyan etme, kafa tutma, ezgi, dilek, ağıt, yakınma, eğlence ve acınmalar nakış nakış işlenmektedir. Konya türkülerinde güfte ve saz ikilisi büyük bir uyum içindedir. Seçilen her söz aynı tef ve kaşık seslerine adapte edilmiştir. Anadolu'nun zengin folklör hazinelerinden biri de Konya'nın mahalli motif ve güzellikleri ile süslü türkülerdir. Eski dönemlerden Mevlevi dergahlarında semâ ayini içinde Konyalı müzisyenler kendi aralarında muhabbet yaparken oturak alemlerinde beste yapıp türkü söylemişler. Konya türküleri muhabbet toplantıları oturak âlemlerinde bir arada sunulur. Konya Türküleri Okumak Zordur Konya türküsü okumak herkesin işi değildir. Konya’da doğmayan, Konya dilini, kültürünü, şivesini bilmeyen Konya türküsünü doğru okuyamaz. Konya türküsünde ağız, tavır ve gırtlak nağmeleri bulunur. Bunlar Konya türkülerinin özelliğidir. Konya’nın her bölgesinin akortları bile farklıdır. Sille türküleri hızlı okur, Bozkır kaşıkla oynar. Konya mızrabını da herkes atamaz. Bu Konya’ya özgü bir vuruştur. Konya Türkülerinden Bazıları Konya Peşrevi, Sandıklı, Sabahın Seher Vakti, Menteşeli, Sille, Asabilsem, İçme Beyim, Urfalıyım, Mapushane, Üsküdar, Saffet Efendi, Turnalar, Bülbül, Aksaray Develisi, Efendim, Divan. Nafiledir Sevgilim, Aksinne, Karanfil, Çay Kenarı, Karakoyun, Emmiler, Enginli Yüksek Kayalarımız, Çıbık Telden Bağlamam, Lima, Süpürgesi Yoncadan, Aslan Mustafa'm, Kozan Dağı, Necip Oğlan, Bağlar Gazeli, Tosun At, Şerif Hanım, Memberi, Elmalı, Atımı Bağladım, Furun Üstünde Furun, Eczanenin Şişeleri, Camiinin Mazini Yok, Alim, Evlerinin Önü, Tatar, Eşme Kaya, Kabak, Elmaların yongası, Gül Dibi Belleniyor, Baygın Cemilem, Hocam, Sabab Oğlanın, Karamanlı, Mezar Arası, Candarmalar, Hafız Mektebden Gelir, Mapus Damlarına Serdim Postu, Yeşilim En Yaygın Konya Türkülerinden Örnekler Aslan Mustafam Hey hey kenardan geçeyim aman aman Yol sizin olsun gel gel aman 2 Ağılar içeyim aman aman Bal sizin olsun bir danem aman Amanın gel gel aslan Mustafam gel Haydi gel gel garip başlı yarim vay Bozkır dedikleri büyük kasaba 2 Sevilen güzeller gelmez hesaba Amanım gel gel aslan Mustafam gel Haydi gel gel garip başlı yarim vay Derenin başına yayılır kazlar. Çeşmeden geliyor Konyalı kızlar Amanım gel gel aslan Mustafam gel Haydi gel gel garip başlı yarim vay Havalar bulutlu mustafam karmı yağacak Sol gözüm seyriyor mustafam baskınmı olacak Amanım gel gel aslan mustafam gel Haydi gel gel garip başlı yarim vay Bir gün deliysem beş gün iyiyim Amanın gel gel aslan mustafam gel Haydi gel gel garip başlı yarim vay Sille Türküsü Şu Sille'den aman gece geçtim görmedim Annem annem annem annem annem Görmedim annem annem annem annem annem Acı tatlı aman sular içtim ölmedim Annem annem annem annem annem Ölmedim annem annem annem annem annem Aman yarim edalı yarim geli geli yarim hayda Aman yarim edalı yarim sürmeli yarim Şu Sille'nin ufacık da tefecik taşları Annem annem annem annem annem Taşları annem annem annem annem annem Kalem olmuş aman yazıyor kaşları Annem annem annem annem annem Kaşları annem annem annem annem annem Aman yarim edalı yarim geli geli yarim Aman yarim edalı yarim sürmeli yarim Bağlar Gazeli Hey heeeey Bağa girdim üzüme çıbık değdi gözüme Çıbık seni keserim yar göründü gözüme vay beni beni Al beni beni sar beni beni yeşil yapraklar Saramadım sarsın seni kara topraklar Bağa girdim budanmış güle bülbül dadanmış Ben yarime gül demem gülü seven aldanmış vay beni beni Al beni beni sar beni beni ben adam yemem Ellerin sevdiğine sevdiğim demem Bağa girdim üzüm yok el yarinde gözüm yok vay beni beri Ben yarimi tanırım vay başkasına sözüm yok Al beni beni sar beni beni gurbet ellerde Yarimin namı var cümle dillerde Gidişin gidiş olsun üzengin gümüş olsun vay beni beni Dağdan daştan geçerken ölüm yoldaşın olsun balar gazeli Al beni beni sar beni beni bağlar gazeli sarmadım Sarsın seni avşar güzeli A B C Ç D E F G H I İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z Tüm Liste Yöreler Konya Annem Beni Kaldırmışsın Atmışsın TRT Repertuar No 02759 Kaynak Kişi Nuri Cennet Derleyen Mehmet Özbek Notaya Alan Mehmet Özbek türkü sözü türkü notası Konya Beyşehir/Balkana Köyü Aşağıdan Gelir Sandık TRT Repertuar No 01393 Kaynak Kişi İbrahim Çöğüş Derleyen Ahmet Yamacı Notaya Alan Ahmet Yamacı türkü sözü türkü notası Konya Aşığın Yaylası Derler Otağı TRT Repertuar No 00505 Kaynak Kişi Bahattin Özsoy Derleyen Muzaffer Sarısözen Notaya Alan Muzaffer Sarısözen türkü sözü türkü notası Konya Seydişehir Ateş Aldı Elimi De Kolumu TRT Repertuar No 00358 Kaynak Kişi Ayşe Dadı Derleyen Muzaffer Sarısözen Notaya Alan Muzaffer Sarısözen türkü sözü türkü notası Konya Beyşehir/Balkana Köyü Atladı Çıktı Eşiği-2 TRT Repertuar No 01414 Kaynak Kişi İbrahim Çöğür Derleyen Ahmet Yamacı Notaya Alan Ahmet Yamacı türkü sözü türkü notası Konya Ayağına Geymiş Sedef Nalini TRT Repertuar No 01557 Kaynak Kişi Sille'li İbrahim Berberoğlu Derleyen Muzaffer Sarısözen Notaya Alan Muzaffer Sarısözen türkü sözü türkü notası Konya Ayağına Giymiş Sedef Nalini TRT Repertuar No 01756 Kaynak Kişi Ali Ulvi Erandaç Derleyen Ahmet Yamacı Notaya Alan Ahmet Yamacı türkü sözü türkü notası Konya Baraka'nın Alt Yanında Bahçalar TRT Repertuar No 01966 Kaynak Kişi Sille'li İbrahim Derleyen TRT İstanbul Notaya Alan Yücel Paşmakçı türkü sözü türkü notası Konya Akşehir Bermende Zeybeği TRT Repertuar No OH422 Kaynak Kişi Yöre Ekibi Derleyen Ferhat Erdem Notaya Alan Ferhat Erdem türkü notası Konya Akşehir Bir Sabahtan Yolum Düştü Geline TRT Repertuar No 00453 Kaynak Kişi Vasfiye Baransel Derleyen Muzaffer Sarısözen Notaya Alan Muzaffer Sarısözen türkü sözü türkü notası Konya Bozkır Bir Taş Attım Alıca-1 TRT Repertuar No 02462 Kaynak Kişi Ali Sandal-Mehmet Başaran Derleyen TRT İzmir Notaya Alan Nida Tüfekçi türkü sözü türkü notası Konya Bizim Evde Şeker Lokum Badem Var TRT Repertuar No 01384 Kaynak Kişi Ahmet Özdemir Derleyen Yücel Paşmakçı Notaya Alan Yücel Paşmakçı türkü sözü türkü notası Konya Çay Benim Çeşme Benim-1 TRT Repertuar No 00322 Kaynak Kişi Çopur Derleyen Muzaffer Sarısözen Notaya Alan Muzaffer Sarısözen türkü sözü türkü notası Konya Bozkır Damda Bacaları Adam Sanırdım TRT Repertuar No 00077 Kaynak Kişi Yöre Ekibi Derleyen Tuncer İnan Notaya Alan Tuncer İnan türkü sözü türkü notası Konya Bozkır Dere Boyu Düz Olur TRT Repertuar No 02611 Kaynak Kişi Ali Sandal Derleyen Ahmet Sezgin Notaya Alan Mustafa Hisarlı türkü sözü türkü notası Konya Akşehir Durnam Gelir Yata Kalka TRT Repertuar No 00618 Kaynak Kişi Fakçı Mehmet Sarıgül Derleyen Ali Canlı Notaya Alan Ali Canlı türkü sözü türkü notası Konya Efendim Aşkınla İşte Püryanım TRT Repertuar No 00867 Kaynak Kişi Sille'li İbrahim-Saatçi Murat Derleyen Muzaffer Sarısözen Notaya Alan Muzaffer Sarısözen türkü sözü türkü notası Konya Çumra Eğdim Kiraz Dalını TRT Repertuar No 02801 Kaynak Kişi Ali Konukay-Veli Civelek Derleyen Ankara Devlet Konservatuarı Notaya Alan İsmet Akyol türkü sözü türkü notası Konya Elif Gızının Da Mendiline Mestine TRT Repertuar No 03540 Kaynak Kişi Memduh Derin Derleyen Kemal Koldaş Notaya Alan Kemal Koldaş türkü sözü türkü notası Konya Karapınar Elinizden Elinizden TRT Repertuar No 00418 Kaynak Kişi Osman Sel-İbrahim Çetin Derleyen Muzaffer Sarısözen Notaya Alan Muzaffer Sarısözen türkü sözü türkü notası Konya Elmaların Yongası TRT Repertuar No 01491 Kaynak Kişi Ahmet Özdemir Derleyen Yücel Paşmakçı Notaya Alan Yücel Paşmakçı türkü sözü türkü notası Konya Emmiler Emmiler TRT Repertuar No 04251 Kaynak Kişi Ahmet Gazi Ayhan Derleyen TRT Notaya Alan Nihat Kaya türkü sözü türkü notası Konya Akşehir Emmiler Emmiler Türkmen Emmiler TRT Repertuar No 00329 Kaynak Kişi Yöre Ekibi Derleyen Muzaffer Sarısözen Notaya Alan Muzaffer Sarısözen türkü sözü türkü notası Konya Enginli Yüksekli Kayalarımız TRT Repertuar No 02757 Kaynak Kişi Nuri Cennet Derleyen Mehmet Özbek Notaya Alan Mehmet Özbek türkü sözü türkü notası Konya Bozkır Eremedim Vefasına Dünyanın - 2 TRT Repertuar No 01571 Kaynak Kişi Ali Sandal-Mehmet Başaran Derleyen Nida Tüfekçi Notaya Alan Nida Tüfekçi türkü sözü türkü notası türkü hikayesi Sayfalar 1 [2] [3] A B C Ç D E F G H I İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z Tüm Liste Konya Yöresel Gelenek ve Görenekleri-Adetleri İL İSMİ NEREDEN GELİYOR? İsa'dan önce 47-50 ve 53 yıllarında hıristiyan azizlerinden St. Paul burayı ziyaret etti ve şehir önemli bir dinsel merkez olarak gelişti. Bu nedenle hıristiyanlar ona, "İsa'nın tasviri" anlamına gelen "ikonyum" adını verdiler. Abbasiler burayı alınca "Kuniye"ye çevirdiler ve daha sonra Türkler bu ismi Konya olarak değiştirdi. NELERİ İLE ÜNLÜ Mevlana Türbesi, Alaeddin Tepesi ve Camii, Karatay Medresesi, Çatalhöyük Antik Kenti, Akşehir Nasrettin Hoca Şenlikleri, Balatini Mağarası, Ilgın Kaplıcaları EVLENME Hayatın üç önemli geçiş safhasından biri olan evlenme, pek çok gelenek ve göreneklerle donatılmıştır. Üzerinde en fazla durulacak olan konu düğünlerdir. Çok geniş bir konu olan düğünleri, bölümlere ayırarak incelemek gerekir. KIZ İSTEME Oğlunun evlenmesine karar veren baba ve ana dünürcü göndermede gayet gizli hareket eder. Bu da ilk önce kadınlar tarafından yapılır. Önce oğlanan anası ve kız kardeşi, kızkardeşi yoksa akrabalarından en yakını, bir iş bahane ederek kız evine gider. Kızın güzelliğine terbiyesine, vücudunun sağlamlığına alıcı bir gözle bakarlar. Kızı uygun bulmazlarsa,hiç bir şey demeden izin alıp giderler. Kız beğenilirse, bu işlerde hünerli olan bir kadını öncü olarak, kızın önce anasının ağzını arar. Bu arada oğlanın durumu hakkında bilgi verir. Uygun görülürse kızlarına dünürcü geleceklerini anlatır. Kadın dünürcü, kız tarafının verimkar olduklarını öğrenince kız tarafına gönderilir. Bu dünürcülere, kızın anası kesin cevap vermeyeniyetli olsa bile bir kere babasına ben söyliyeyim der. Kadın dünürcülere fazla hürmet yapılırsa, kızın verileceğine bir işaret sayılır. Hatta şöyle bir durumla da sonuç anlaşılır. Ayakkabıları çevrilmişse bu işin olacağına, çevrilmeyip dışarı konulmuşsa olmayacağı anlaşılır. Bu şekilde bir başlangıçtan sonra, erkek dünürcü kız evine gider. "Allah'ın emri, Peygamber'in kavli ile kızınımızı oğlumuza zevceliğe istemeye geldik" diyerek dünürlük edilir. Buna karşılık kızın babası hiç bir şeyden haberi yokmuş gibi, bir süre düşünür, eğer vermeye gönlü varsa; "Sizin ve mahdumumuz için bir şey diyemem, Allah yazdıysa bir şey diyemem. Bana bir kaç gün müsade edin, ben bir düşüneyim" der. Vermeye niyeti yoksa, "Kızım küçüktür, evlenme vakti değildir" yada "kızımız sözlü, sözlü olmazsa sizden iyisine mi verecektik" deyip savuşturur. Gönüllerin inancına varılırsa, bu konuşdan sonra iki veya üç gün ara verilir. İkinci kez gidişte, kızın babası "Biz razıyız, fakat hısım- akrabaya bir danışalım" diye cevap verir. "Kız evi naz evi" derler . Üçüncü gidişde "Ne yapalım, Allah nasip etmişse bizim elimizde ne var, alın yazısına bir şey diyemeyiz" denir. Oğlan tarafı da "Allah razı olsun sizden, hayırlısı Allah'tan, Biz verdik diledik, kapınıza geldik, sizde bizi sevip diledinizse nişanımızı bellimizi koyacağız" denir. NİŞAN Kararlaştırılan günde nişan koyma merasimi yapılır. Yüzük takılarak ve şerbet içilerek yapılan nişan koyma merasimi daha ziyade kadınlar arasında yapılan bir toplantıdır. Kızın evi müsait ise evde, yoksa bir akbara evinde yapılır. İki tarafında akrabaları toplanır. Bu toplantılar da ailer fazla mutasıpsa, hocaların ilahi ve dua okuduğu görülür. Değilse çalgıcılar getilir, oyunlar oynanır. Gelin, eltisi veya görümcesi tarafından yoksa oğlanın genç bir yakını tarafından salona getirilir. Yüzüğü oğlanın annesi takar. Gelin, orada bulunanların ellerini öper, akrabalar takı takarlar. Oğlan tarafının kız tarafına getirdiği hediyeler gösterilir. Yapılan ikram yine oğlan tarafına aittir. Nişan genellikle Perşembe günleri olur. Nişanın bazen yemekli olduğu da görülür. Nişandan sonra kararlaştırılan günde elbise görme işi başlar. Elbise görme işi düğüne yakın birzamanda olur. Beraberlerinde gelin kız da olduğu halde köyde oturuyorlarsa şehre gelinir, şehirde ise çarşıya çıkılır. Daha önce "mehir kesiminde" kararlaştırılan ve alınması gereken eşyanın alınmasına başlanır. Kız tarafı da güveyin giyeceği eşyayı alır. Elbiseyi dikecek terzi oğlan evine bildirilir. Nişandan sonra, kız evine yollanacak dürüye sıra gelir. Dürü bohça içinde kız evine gönderilir. Her iki tarafın hısım akraba ve konu komşusuna gönderilir. DÜĞÜN Düğün genellikle Konya'da haftanın Pazar ve Perşembe günleri bir kaç önce yemek hazırlıkları yapılır, gelinin oğlan evine getirileceği günün sabahı, oğlan evinde pilav verilir. Oğlan tarafının eşi dostu yada umanları çoksa okuntu davetiye dağıtılır. Köylerde de,komşu köylere okuntu gönderilir. Pilav dökme işi devam ederken, gelin hamama ve berbere gider, Geline yakın arkadaşları da eşlik eder. Güveyi de pilav gününden bir gün önce geceleyin "zamah" düzenler. Zamah'a içki içilir, her türlü çalgı çalınır. Güvey fakirse zamah fakir geçer. Çünkü zamah ayrı bir masraf açar. Zamah gecesi kız evinde de eğlence düzenlenir, buna "kına gecesi" denir. Kına gecesine oğlan evinde bir grup kadın da o eğlenceye katılır. Kına gecesinde gelin kıza bir türküyle kınası günü oğlan evinde pilav yenir, buna düğün yemeği de denir. Yemeğin bitiminden sonra, gelin alma zamanı gelir. Oğlan tarafı, araba, otobüs, taksi ile kız evine gider. Köylerde at arabası, traktör veya eğerli at ile kızın evine gidilir. Kayınpeder yanında iki kişi olduğu halde, gelinin bulunduğu odaya varır. Gelin odası arkasından kapanır. Kız tarafı kayınbabadan çeşitli bahşişler almadan gelini vermezler. Gelinin kolundan önce kaynana tutar, birkoluna da diğer akrabası girer. Gelin dış kapıya çıkarılır, bineceği vasıtaya yerleştirilir. Topluca "Allahaısmarladık" denildikten sonra gelin alayı yola düzülür. Köylerde bahşiş alabilmek için yollar engellenir. Gelin, oğlan evine gelinceye kadar bir hayli müşkille karşılaşılır. Oğlan evinde, gelin arabadan inerken gireceği kapının iki tarafı kilimlerle kapatılır. Bazı yerlerde gelinin önüne içi dolu bir testi bırakılır. Güvey tarafından gelinin başına para ve çerez saçılır. Çocuklar tarafından paralar kapışılır, bu arada gelin damadın koluna girerek odasına kadar götürür. Sonra sadıçla beraber evden ayrılır. Evine dönen damat gelinin yüzünü açar, yüz görümlüğü olan parayı verir. Gelin ev halkı ile tanıştırılır. Güveyi, kapıda bekleyen sadıçı ile akşam yemeğine kadar kaybolur. Akşam yemeğinden sonra, yatsı namazı kılınır. Dini nikah, imam efendi tarafından gelinden söz alınarak kıyılır. İmam efendi, gelin odasından kapısı önünde bir dua eder ve güveyi gelin odasından kapısını açarak, gerdeğe sokar. Güvey kapıdan içeri girerken en yakın arkadaşları tarafından sırtına kuvvetlice bir yumruk indirilir. Ertesi günü, gelin yüzü düğünü yapılır. Bu düğün kadınlar arasında yapılır. Gelin oyuna kalktığı zaman göğsüne kağıt para takılır. Güveyde aynı günün öğleni, sağdıç "yiğitbaşılarla" bir yemek yer. Yemekten sonra yiğitbaşıların düğün süresince emeği olan "yiğitbaşı parası" dağıtılır. Gelinin getirdiği pişmiş tavuk ve helva beraberce yenilir. Düğün böylece sona erer. Birkaç gün sonra damat ve gelin hısım akrabalara el öpmeye çıkarlar. El öpmede geline gizlice para verilir. El öpmeye haberli gidilir. Gidecekleri yerde damat- gelin gelecek diye yemek hazırlanır. Önceden o akrabalara alınan dürü hediyelik eşya el öpmeden sonra bırakılır. Eli öpülenler "Allah başa kadar sürdürsün" diye dua ederler. YÖRESEL GİYİM Her ulusun, her şehrin hatta her kasaba ve köyün kendine göre gelenek halinde devam ettire geldiği bir giyiniş şekli vardır. Konya'nın Cumhuriyetten önceki yıllarda özel bir biçimde bir giyim, kuşam, görenek ve adetleri vardır. Konya'nın bu kıyafeti Akşehir'de biraz değişmekte buna karşılık şehrin hemen kıyısında bulunan Sille Bucağının tamamen değişik bir biçimde kıyafeti vardır. Şimdi de Konya'nın kadın, erkek kıyafetleri üzerinde duralım Konya kadının ev içi ve dışarıya giyilmek üzere iki kıyafeti vardır. Başta bir çember, üstünde işlik, alta don şalvar, ayağında ince yemeni biçiminde terlik veya örme patik bulunurdu. Bu kadının normal günlük iş kıyafetiydi. Konya kadının dış kıyafeti şu parçalardan meydana gelmektedir. KADIN KIYAFETLERİ aİç çamaşır Eskiden kadın ve erkek için, iç çamaşırı bükme iplikten, ev tezgahlarında dokunarak, çamaşır bezi denilen kıvrık pamuklu bezden yapılırdı. Buna kıvratmada denilirdi. İç gömleklerin yakaları yoktur. Erkek ve kadının kol uzunluğu bileklerine kadar uzanmaz, etekler ise diz kapakları üzerine varırdı. Göğüs kısmı açık olurdu. İç çamaşırı kol ağızları ve boğaz kenarları kadınlarda oyalarla süslenirdi. İç don belden topuk üzerine kadar uzundu, paçaları çok dardı. Bel kısmı uçkur ile bağlanır, geniş olarak dikilirdi. Dış elbiseler ise, kadınbaşına koyu kırmızı bir fes giyerdi. Bu fesin kirlenmemesi için, fesin içine kellepoş denilen kısa kenarlı takke giyilirdi. Fesin etrafına ipekten ince bir şifon sarılır. Bunun üzerine ayrıca bir yazma dolanırdı. Şifonun faydası, başa iğne takıldığı zaman, iğne ağırlığının dengesini sağlar, fesin üzerine iki ucu sağ ve sol omuzda bulunan renkli çember örtülürdü. b Entari Konya'dan eskiden entariye pek ilgi gösterilmezdi. Ancak gelinler, birde yaşlı kadınlar entari giyerlerdir. Çünkü işlik ve şalvar entariden daha çok giyilirdi. c İşlik İşlik vücuda yapışırcasına sıkıca dikilen bir dış giyecekti. Yakadan göğüs boşluğu üzerine uzanır, buraya kadar düğmeli ve kapalı idi. Kolları bileklere kadar uzun olup, burada kol genişliği bir düğme ile daraltılarak giderilirdi. İşliklere, ala, kadife, pazen, basma, kutmişetari, şelaki, astar, kaput, humayun, yandım alamadım ve alpaktı. Renkleri ise, mevsimine göre seçilirdi. Bahar ve yazın yeşil, koyu yeşil, beyaz, açık sarı, nar çiçeği rengi ile açık mavi beğenilirdi. Sonbahar ve kışın ise koyu renklere ilgi gösterilir. Bunlar, koyu gri ve koyu mavi idi. d Şalvar Bir kadının giydiği şalvar 8-9 metre kumaştan yapılırdı. Akşehir ve çevresinde 14 metre kumaştan bir takım elbise yapıldığı söylenir. Şalvar, belden topuklara kadar uzanır, gayet bol dikilir, çekme payı buna eklenmektedir. Paçalar oldukça dar olup, vücudun hatları şalvarın kıvrımları arasında belirsiz hale gelmektedir. e Hırka Hırkanın içi astar, üstü şelaki ve diğer kumaşlardan yapılır. İçerisine pamuk döşenerek aynı yorgan biçimi dikilmektedir. Etekleri kalçaya kadar uzun olup, bir çeşit cekete benzer. f Salta Yünlü kumaştan dikilen, kollu ve ön kısmı açık, etekleri kısa, yarım ceketi andıran bir yelektir. Saltalar çok süslü yapılır. Sırma ve kaytanlarla çeşitle bezemeler yapılır. Saltalara ayrıca madeni parlak pullarda dikilir. g Kebe Bir çeşit salta olup kolları ve göğüs kısımları işlemelidir. h Ayakkabı Deve derisinden yapılmış, parlak arka kısmı açık pabuç, yanları lastikli uzun konçlu, bir çeşit topuklu kunduradır. Ayrıca mestle de giyilirdi. i Süs ve Takılar Fesin üzerine veya göğsüne elmas iğne takılırdı. Ayrıca boğaz kısmına inci mahmudiye, hamidiye, beşibiryerde altınlar ile altın kordonlu cep saati takılırdı. Parmaklarda kıymetli taşlı yüzükler, kulaklarda elmas küpeler takılırdı. Fakat bu takılar her kadında bulunmazdı. Kollardaki çeşitli bilezikler kadının en önemli ziğnetini ve süsünü meydana getiriyordu. ERKEK KIYAFETLERİ Konya'nın erkek kıyafetleri, birbirinden farklılık arz eder. Her erkeğin görevine göre kıyafeti de vardır. Kıyafetlerinden o kişinin ne olduğu kolayca anlaşılırdı. 1 Ulema Kıyafeti Başta kırmızı veya deve tüyü rengi bir fes, üzerine açıldığı zaman bir adam boyu uzunlukta beyaz tülbent sarık bulunurdu. Fesin altında aynı kadın kelleposu gibi erkeklerin giydiği ve adına terlik denilen takke vardı. Başka bir çeşidi de üç peşli, astarlı entari giyilirdi. Sonradan bu usul terk edildi. Bu entari üzerinde de şal kuşak kuşanırdı. 2 Esnaf Kıyafeti Bu tip kişiler orta yaşlı kimselerden oluşurdu. Başlarında genellikle kırmızı fes, üzerine yazma sarık, sırtta koyu renklerin hakim olduğu salta, meydani işlik, ilmiye sınıfına benzeyen şalvar, ayakta beyaz yün çorap ve yemeni belde silahlıkla şal kuşak bulunurdu. 3 Efe Hovarda Kıyafeti Başta açık kırmızı, uzun sivri fes, arkada uzun koca püskül üzerinde kırmızı ince cemberli sarık işlik dar ve uzun kollu, yaka kapalı, karın boşluğuna kadar etek çapraz düğmeli ve ilikli, vücuda sıkı oturmuş bir çeşit gömlek. Bu gömlek pamuklu bezden yapılır, dokunuş çizgilerine göre isim alırdı. İnce meydan, beşparmak, meydai gibi işliğin üzerine kol uçları bileklerden dört parmak yukarıda dar vaziyette, içi astarlı ön kısımları kavuşmayan salta giyilirdi. a Cepken Etek, kol, yaka ağızları kaytanla süslü olan bir çeşit saltaya benzeyen cepkendi. Cepkenin yaka ve etek kısımları işlemeliydi. b Kuşak ve Silahlık Kuşaklar, gürün, trablus, acem, kesmiş, Tosya şallarından yapılır. Arasına yumuşak deriden yapılmış, bir çeşit cep görevini gören kat kat bulunan silahlık kuşanılır. c Şalvar İlmiyle Ulema sınıfından farklıydı. Diz kapaklarından aşağıya kadar uzanırdı. Bu sebeple adına şalvar yerine "dizlik" denilirdi. Ayaklarında kundura ve yün örgü çorap bulunurdu. Cumhuriyet devrinde erkek kıyafetlerinde büyük çapta bir değişiklik olmakla beraber, kadınların giyiminde fazla bir değişiklik olmamıştır. Özellikle köylerde ve kasabalarda yaşayan kadınların en önemli giysisi şalvar, işlik, yelek ve poşudan oluşmaktadır. Ayaklara kışın mest ve lastik, yazın ise çorap ve lastik ayakkabı giyilir. 4 Abdestlik Çuhadan, softan veya kıldan yapılmış bir çeşit pardesü olup, cep yerleri olmakla beraber cep keseleri yoktu. a Cübbe Kaşmir kumaştan yapılırdı. Aynı abdestlik biçiminde olup, ceplerin hem yeri, hem kesecikleri vardı. b Lata Yakası kalkıkça, iç göğüslerde cepleri vardı. Ağır kumaştan yapılan lata cübbeye benzerdi. Yakasından çapraz bulunan bir çeşit pardesü denilebilecek biçimdeydi. c Biniş Kol ağızları çok geniş bir çeşit cüppedir. Ayakkabılar, kalloş kundura ve mestten ibaretti. HALK OYUNLARI VE FOLKLOR Konya Kaşık Oyunu Oyun denince kaşık oyunu akla gelir. Konya kaşık oyunu Orta Asya'dan Türkler tarafından getirilmiştir. Kaşık oyunlarının figürleri çok fazladır. Fakat göbek figürü halkın daha çok hoşuna gitmektedir. Bu figür dinamik ve sert hareketlerden meydana gelmiştir. Oyuncu devamlı güler yüzlüdür. Çünkü neşe saçması gerekmektedir. Oyun başlar başlamaz kaşıkların çıkardığı ezgiler seyircide saçılmış olan herşeyi yeşertmeye başlar. Herkes farkında olmadan oyunun neşeli havasına kapılır. Kaşıklar vura dursun oyuncunun tıpış tıpış yürüyüşü, topuk döve döve nazlanışı, yan yan sıyrılışı, yavaş yavaş şakalaşması oyunun en belirgin figürlerindendir. Kaşık vurmaları yavaşladığı sırada oyuncu derin bir nefes alacak kadar fırsat bulur. Fakat kimse bunun farkına varamaz. Ayrıca Konya türkülerinin kaşık yapısı içinde oyun havaları niteliğinde oluşu hayli dikkat çekicidir. Çünkü oturak âlemlerindeki oyunlarda icra edilen bu müziğin eşliğinde kadın oyuncular zil ve kaşıklarla beraber Milli kıyafetle oyuna iştirak ederler. Bu halk oyunlarının koreografisi, motifleri yüzyıllardanberi hiç bir değişikliğe uğramadı. Aynen korundu. Oturak alemlerindeki oyunlar da bu oyun türlerine Anadolu'nun başka yörelerinde rastlamak mümkün değildir. Kadın oyunu oynayan oyuncu kadın, zamanla misafirlere sakilik yaptığı görülüyor. Bu usulün Selçuklular'dan önce olduğu iddia ediliyor. Konya kaşık oyununda, oyunlar çeşitli isimler alırlar. Şöyle sıralayabiliriz; Küstü Oyunu Konya'ya has bir oyundur. Kaşıkla oynanır, zille oynandığı da olur. Bu oyunla çalınıp, söylenen türkü " İnce Çayır " türküsüdür. Diğer havalarda oynandığı zaman bu türküyle oynandığı zamanki etkiyi bırakmaz. Sazlar ince çayır türküsünün ara ezgisinin üç bazen de beş defa çaldıktan sonra türkünün okunmasına geçilir. İnce çayır biçilir mi Soğuk sular içilir mi amman. Türkünün burasında bütün sazlar durur. Oyuncu hangi durumdaysa öylece kalır. İşte bu duruş anında bir koşma okunur. Bu koşma umumiyetle küsme üzerinedir. Küsme dilber barışalım, cümle isyan bendedir. Cümle isyan bende ise, her kabahat sendedir. Bundan sonra sazlar yavaştan başlar. Hızlanarak devam eder. Oyuncu da müzikle birlikte yavaştan hızlanarak oyuna devam eder. Bu figür iki ve üç kez tekrarlandıktan sonra oyun biter. Sekelim Kızlar Bu oyun Konya ve köylerinde, düğünlerde genç kızlar tarafından oynanır. Diğer saz meclislerinde bu oyun oynanmaz. Düğünlerde bir araya gelen genç kızlar birbirlerinin bellerinden sarılarak halay oynar gibi dizilirler. Baştaki kız sazla birlikte şu türküyü okur. "Küp dibine bastırma Kız saçını kestirme Yar evine gelince Gönülcüğünü kaptırma" Sonra kızların hepsi bulundukları yerde sıçrarlar ve hep birlikte; "Sekelim kızlar, sekelim vay, vay Arpada buğday ekelim vay, vay" derler böylece oyuna bir canlılık katarlar. Figürler bir kaç kez tekrarlandıktan sonra oyun biter. Oyuncu İle Okuyucunun Karşılıklı Türkü Söyleyerek Oynadığı Oyun Bu oyun şu iki türkü ile oynanır; A Kız sana fistan aldım yolladım geldi mi? B Kıralım kıralım fındık fıstık kıralım. Bu oyunda okuyucu ile oyuncu karşılıklı sorulu cevaplı türküler söylerler. Bu iki türküden biri çalınırken önce okuyucu, sazların kesilmesiyle oyuncuya ahenkli sesiyle sorar. Oyuncu da tempo ile cevap verir. Cevaptan sonra oyuncu kaşıklarını vurarak sazların temposunu hareketlendirir. Oyun böylece başlar. YÖRESEL YEMEKLER Konya'nın diğer şehirlere göre özellik gösteren yemekleri vardır. Bu yemekleri gruplar halinde şöyle sıralayabiliriz. A- SEBZELER B- ETLER C. ÇORBALAR D- MEYVELER E- BÖREKLER 1. Ekşili Kabak Et Kabağı 2. Tatlı Kabak Et Kabağı 3. Patlıcak Musakkası 4. Dolma içleri a Etli Dolma İçi b Zeytinyağlı Dolma İçi 5. Yumurtalı Kabak 6. Zülbiye Papaz Yahnisi 7. Patlıcan Bayıldan 1 8. Patlıcanlı Bayıldan 2 9. Çöplü Bayıldan 10. Lahana Kapaması a Etli Lahana Kapaması b Zeytinyağlı Lahana Kapaması 11. Ildıs Kökü 12- Patlıcan Söğürmesi 13. Boranı Lahana Kapuskası 14. Çöpleme 1. Çebiç Tandır Kuzusu 2. Fırın Kebabı 3. Etli Pide Etli Etmek 4. Çullama 5. Bütümet Orta a Bütümetli Pilav b Bütümetli Patlıcan c Bütümetli Patates 6. Kaburga Dolması 7. İki Bıçak Arası Ciğer 8. Yağda Kızarma Ciğer 9. Ala Kuzusu Ela Kuzusu 10. Gerdan Pişirmesi 11. Topalak Köftesi 12. Tas Kebabı 13. Cella 1. Toyga Çorbası 2. Oğmaç Çorbası 3. Arabaşı Çorbaşı 4. Tandır Çorbası 5. Bamya Çorbası 6. Tutmaç Çorbası 7. Süt Çorbası 8. Erişte Çorbası 1. KayısıYahnisi 2. Sarı Erik Yahnisi 3. Sarı Erik Dolması 4. Ayva Dolması 5. Ayva bastısı 6. Elma Dolması 1. Börek İçleri a Peynirli Börekİçi b Kıymalı Börek İçi c Kıkırdaklı Börek İçi 2. Tandır Böreği 3. Saç Böreği 4. Çarşı Böreği Fırın Böreği 5. Su Böreği 6. Sigara Böreği 7. Sedirler Böreği 8. Tatar Böreği

konya yöresine ait türküler ve hikayeleri