LANETİLE İLGİLİ AYETLER.. Lanet Ayetleri oku Kur an meali dinle Bakara Suresi ,88 Ayet : Dediler ki : " Bizim kalplerimiz örtülüdür." Hayır ,Allah inkarlarından dolayı onları lanetlemiştir. Bundan dolayı pek azı iman eder. Bakara Suresi ,89 Ayet : lanetokumak Kelimesi İle İlgili Örnek Cümleler. Bu yazımızda lanet okumak ile ilgili İngilizce cümleleri bulabilirsiniz. Sizler için derlediğimiz İngilizce'de en çok kullanılan lanet okumak kelimesi ile ilgili olumlu, olumsuz ve soru cümlelerinden yararlanarak İngilizce pratik yapabilir ve lanet okumak kelimesinin kullanım alanlarını öğrenebilirsiniz. Şahitlik, Şahitlik etmek ile ilgili Kuran-ı Kerim'de bulunan ayetler, Şahitlik hakkında ayetler ve açıklamaları. 2/140,282,283 Bakara 140- Yoksa siz, İbrahim, İsmail, Yakub ve esbatın yahudi veya hristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki: "Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı? Allah tarafından kendilerine (bildirilmiş) bir şahitliği gizleyenden daha zalim kim Başka bir çözüm: 33 defa Fatiha Suresi okunur. 9. En zor olan tılsımlar, büyü ve cinleri temizlemek için 789 kere Besmele, 70 Fatiha, 41 Yasin, 2200 kere Felak ve Nas, 41 kere Cin Suresi, 1 kere Fetih Suresi, 1 kere Ta’ha. Etiketler Define Tılsımları Definecilikte Mühür Definecilikte Mühür ve Tılsım Nedir? KuranıKerim’de geçen Lanet konusu ile ilgili sure ve ayetlerin meali ve tefsiri, Lanet ayetleri nuzül sebebi, fazileti, Lanet Ayetleri Arapça yazılışı ve Türkçe okunuşu h7fem. Lanet Etmek Lanet etmek, ister hayvana, ister cansız varlıklara, ister insana olsun hepsi de dinimizce kötü görülmüştür. Bu Konudaki Hadis ve Haberler Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur “Mümin, lanet etmez.” “Allah’ın laneti, O’nun gazabı ve cehennemle, birbirinize lanet okumayın.” Huzeyfe b. Yemân der ki “Bir toplum lânetleştikleri müddetçe, azabı hak eder.” Imrân b. Husayn şöyle anlatır “Resûlullah Efendimiz bir seferde iken, Medineli sahâbî hanımlardan biri, devesi iyi gitmediğinden dolayı sinirlendi ve deveye lanet etti. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -“Devenin sırtındaki yükleri alın, üzerini çıplak bırakın semerini çıkarın, çünkü o deve lanete uğramıştır” buyurdu. Hadisi nakleden İmrân der ki “Ben bundan sonra, o devenin insanların arasında dolaştığı halde kimsenin ona dokunup yanaşmadığını hâlâ görür gibiyim.” Ebü’d-Derdâ demiştir ki “Bir insan, yere lanet ederse, yer ona şöyle seslenir Kim Allah’a daha çok âsi ise, Allah ona lanet etsin.” Hz. Âişe şöyle anlatır “Resûlullah Ebû Bekir’in bazı kölelerine lanet ettiğini duydu. Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz Ebû Bekir’e doğru yöneldi ve, -Ey Ebu Bekir! Hem sıddıklık hem de lânetçilik bir arada olur mu? Hayır! Kabe’nin Rabb’ine yemin ederim ki olmaz!’ buyurdu. Bu sözünü iki üç kere tekrarladı. Peygamberimiz bunu, lanetin ne kadar kötü olduğunu göstermek için yapmıştır mütercim. Bunun üzerine Ebû Bekir kölelerini azat etti. Sonra Resûlullah Efendimiz’in yanına gelerek, -“Bir daha lanet etmeyeceğim” diye söz verdi. Allah Resulü şöyle buyurmuştur -“Şüphesiz lanet ediciler kıyamet günü ne şefaat edebilir ne de şahit olabilir.” Hz. Enes şöyle der -“Bir adam, devesinin üzerinde, Resûlullah ile beraber yürürken devesine lanet etti. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz ona, Ey Allah’ın kulu! Lanete uğramış bir devenin üzerinde iken bizimle beraber yürüme!’ buyurdu.” Allah Resulü bu sözü, yapılan işin hoşuna gitmediğini belirtmek için söylemiştir. Lanetin Mânası Lanet etmek, Allah’ın rahmetinden kovmak ve uzaklaştırmak mânasındadır. Bunu da, küfür ve zulüm gibi, Allah Teâlâ’nın rahmetinden uzaklaştıran sıfatlara sahip olanlardan başkası için kullanmak caiz değildir. Meselâ, “Allah’ın laneti zalimler üzerine veya kâfirler üzerine olsun” denebilir. Laneti, Kur’an ve hadiste geçtiği kadar sınırlamalıdır İntikam ve keyfimiz için lanet etmemelidir. Lanet okumada büyük tehlike vardır. Çünkü bir kimse için, “Allah şu mel’unu rahmetinden uzaklaştırmıştır” demek ancak Allah’a ait bir hükümdür. Rahmetten kimin uzaklaştığını Allah’tan başka kimse bilemez. Bir de yüce Allah bildirmişse peygamberi de bilir. Laneti Gerektiren Sıfatlar Laneti gerektiren sıfatlar, küfür, bid’at ve açıkça işlenen günah olmak üzere üç tanedir. Her bir lanet de üç kısma ayrılır Umumi vasıfla lanet etmek. Meselâ, “Allah’ın laneti kâfirler üzerine olsun”, “Bid’atçıların üzerine olsun” ya da, “Fâsıklar üzerine olsun” demek gibi. Daha hususi vasıfla lanet etmek. Meselâ, “Allah’ın laneti yahudilere, hıristiyanlara, Mecûsîler’e, Kaderiyye fırkasına, Hâricîler’e, Râfizîler’e, zina edenlere, zulüm yapanlara, faiz yiyenlere olsun…” gibi. Bütün bunlar caiz olmakla beraber bid’atçıların vasıflarını lanet etmek tehlikelidir. Çünkü bid’atın bilinmesi zordur. Onun hakkında açıkça bir rivayet yoktur. Bundan dolayı umum insanları bu kısım lanetten sakındırmalıdır. Zira karşısındaki de, aynısıyla ona karşılık verir ve böylece insanlar arasında çekişme ve fesat baş gösterir. Belirli bir şahsa lanet etmek. Bu da çok tehlikelidir. Meselâ, “Zeyd’e Allah lanet etsin; o kâfirdir, fâsıktır ya da bid’atçıdır” demek gibi. Bunun izahı şöyledir Ayet ya da hadisle laneti sabit olan kişilere lanet okumanın bir zararı yoktur. “Allah Firavun’a lanet etsin, Ebû Cehil’e lanet etsin..” gibi. Zira bunların küfür üzere öldükleri sabittir. Onların durumunu şeriat haber vermiştir. Fakat zamanımızda yaşayan birine lanet okumak ise uygun değildir. “Zeyd’e Allah lanet etsin, o yahudidir…” gibi bir ifade kullanmak tehlikelidir. Belki o müslüman olur ve Allah’a yakın olarak ölür. Bu takdirde onun mel’un olduğuna nasıl hükmedilir? Küfür Üzere Yaşayana Lanet Etmek Soru Şu an müslüman olan birine, ileride dinden çıkma ihtimali olduğu halde şimdiki haline bakarak, “Allah rahmet etsin” deniliyor. Şu an kâfir olana da her ne kadar ileride müslüman olma ihtimali olsa da şimdiki haline bakarak, “Allah ona lanet etsin” denilemez mi? Cevap Şunu iyi bil ki, bizim, “Allah rahmet etsin” sözümüzden maksadımız, “Allah onu, rahmete sebep olan İslâm dini üzere, itaat üzere sabit kılsın” demektir. Fakat yaşayan birine, “Allah lanet etsin, o yahudidir” sözünden maksat, “Allah onu, lanete sebep olan küfür üzerine sabit kılsın” demek olur ki bu uygun olmaz. Bunun için yaşayan mümine, “Allah rahmet etsin” denir, ancak yaşayan kâfire, “Allah lanet etsin” denmez. Çünkü böyle demek küfrü istemek olur. Küfrü istemek de küfürdür. Lanetin Yerine Susmayı Tercih Etmek Lanet ancak, kafir olarak öldüğü bilinenlere veya vasıflarıyla bilinen gruplara edilebilir, şahıslara değil. Fakat bunlara lanet etmek yerine Allah’ın zikriyle meşgul olmak daha iyidir. Bunu da yapamıyorsa susmakta selâmet vardır. Mekkî b. İbrahim rah der ki -“İbn Avn’ın rah yanında oturuyorduk. Bazıları Bilâl b. Ebû Bürde’ye lanet ediyor, aleyhinde konuşuyorlardı. İbn Avn ise susuyordu. Bunun üzerine, Ey İbn Avn! Biz bunları, onun sana karşı yaptığı kötülük ve eziyetinden dolayı söyledik’ dediler. İbn Avn ise, Kıyamet günü amel defterimden, biri lâ ilahe illallah diğeri ise, Allah falan kişiye lanet etsin’ olmak üzere iki kelime çıkar. Benim amel defterimden lâ ilahe illallah kelimesinin çıkmasını, lanetin çıkmasına tercih ederim” dedi. Dil belası Adamın biri Allah Resûlü’ne, -“Sana, kesinlikle lânetçi olmamanı tavsiye ederim” buyurdu. İbn Ömer der ki “Allah’ın en çok kızdığı insanlar, başkalarını çekiştiren ve lanet edenlerdir.” Âlimlerden biri de, “Mümine lanet etmek, onu öldürmek gibidir” demiştir. Hammâd b. Zeyd bunu rivayet ettikten sonra, “Ben çekinmeden, bu söz Peygamber Efendimize aittir diyebilirim” demiştir. Ebû Katâde demiştir ki “Mümine lanet etmek, onu öldürmek gibidir” Bu söz, Allah Resûlü’ne ait bir hadis olarak da nakledilmiştir. Beddua Etmek Zâlim bile olsa bir insana beddua etmek, lanete yakın bir şeydir. Meselâ, “Allah onun bedenine afiyet vermesin”, “Ona selâmet vermesin” gibi ifadeler beddua olup bunların hiçbiri dinimizce hoş görülmemiştir. Hadis-i şerifte şöyle bildirilmiştir -“Mazlum, zalime öyle beddua eder ki, ettiği beddualar zalimin zulmüne denk olur. Bedduada ileri giderse kıyamet günü zalimin ondan alacağı olur.” İmam Gazali – Semerkand Aile Tercüme Muhammed Hakan ÖnerDil Belası Antika ve Porselen Tamiri Antika Hastanesi KÜNYE HAKKIMIZDA HARİTA YASAL ARA İLETİŞİM ANASAYFA Sorularla İslam Hadis Lanet Okumak Neden Günah? Tarih 24 Ağustos 2020 Hadis İslamda canlı cansız varlıklara kötü söz söylemenin ve lanet okumanın hükmü nedir? Lanet etmek neden günah? Lanet etmek ile ilgili -sallâllâhu aleyhi ve sellem- canlı cansız hiçbir varlığa kötü söz söylenmesini, lânet ve hakâret edilmesini istemezlerdi. Allah’tan onların hayrını istemeyi, şerlerinden de yine Allâh’a sığınmayı tavsiye ederlerdi. Bütün varlıkları hayır yolunda kullanmayı, onları şerre âlet etmekten şiddetle kaçınmayı emrederlerdi. Nitekim hadîs-i şerîflerinde şöyle buymuşlardır “Geceye, gündüze, Güneş’e, Ay’a, rüzgârlara kötü söz söylemeyin! Onlar bir kısım insanlar için rahmet, diğer bir kısım için de azap vesîlesidir.” Heysemî, VIII, 71 “Dünyaya kötü söz söylemeyin! O, mü’min için ne güzel bir binektir. Ona binerek hayra ulaşır, yine onunla şerlerden kurtulur.” Süyûtî, Câmiu’l-Ehâdîs, no 16459 “Rüzgâra kötü söz söylemeyin! Hoşlanmadığınız bir şeyle karşılaştığınızda şöyle duâ edin Allâh’ım! Sen’den bu rüzgârın, getireceği şeylerin ve ona emredilen şeyin hayrını isteriz. Bu rüzgârın, getireceği şeylerin ve memur edildiği işin şerrinden de Sana sığınırız».” Tirmizî, Fiten, 65/2252 Ebu’d-Derdâ -radıyallâhu anh- şöyle buyurmuştur “Birisi Dünya’ya lânet ederse Dünya da ona −Hangimiz Allah Teâlâ’ya daha çok isyan ediyorsa Allah ona lânet etsin!» der.” Beyhakî, Şuab, IV, 302/5187; Hâkim, IV, 348/7870 Kaynak Osman Nuri Topbaş, Hak Din İslam, Erkam Yayınları İslam ve İhsan PAYLAŞ İslam ve İhsan İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de “Allâh katında dîn İslâm’dır …” Âl-i İmrân, 19 buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan böyle bir dîn aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” Âl-i İmrân, 85 ... Peygamber Efendimiz Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret hac etmendir” buyurdular. “İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular. İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16 Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir. Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” Muvatta’, Kader, 3. Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir. Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307 Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” er-Rad, 28 Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir. İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal ilm-i hâl sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır. İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz. Erkam Medya © islam&ihsan 2013 - 2022 altında yayınlanan yazıların tüm hakları mahfuzdur. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi yazıların tamamı izinsiz kullanılamaz. Bakara / 88. Ayet وَقَالُوا قُلُوبُنَا غُلْفٌۜ بَلْ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ بِكُفْرِهِمْ فَقَل۪يلًا مَا يُؤْمِنُونَ Onlar Peygamber’e “Bizim kalplerimiz örtülüdür, söylediklerini anlamıyoruz” dediler. Aslında gerçeklerin üzerini bilerek örtmeleri ve inanmamakta direnmeleri sebebiyle Allah onlara lânet etmiştir; bu yüzden pek azı iman eder. Bakara / 89. Ayet وَلَمَّا جَٓاءَهُمْ كِتَابٌ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَهُمْۙ وَكَانُوا مِنْ قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى الَّذ۪ينَ كَفَرُواۚ فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ مَا عَرَفُوا كَفَرُوا بِه۪ۘ فَلَعْنَةُ اللّٰهِ عَلَى الْكَافِر۪ينَ Allah tarafından onlara ellerindeki Tevrat’ı doğrulayan bir kitap gelince, onu inkâr ettiler. Halbuki daha önce bu kitabı getirecek peygamberi bekliyor ve onun hürmetine inkârcılara karşı gâlibiyet ve fetih dileyip duruyorlardı. İşte Tevrat’tan öğrendikleri o bilgileri muşahhas halde karşılarında görünce, onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti bu kâfirlerin üzerinedir. Bakara / 159. Ayet اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْتُمُونَ مَٓا اَنْزَلْنَا مِنَ الْبَيِّنَاتِ وَالْهُدٰى مِنْ بَعْدِ مَا بَيَّنَّاهُ لِلنَّاسِ فِي الْكِتَابِۙ اُو۬لٰٓئِكَ يَلْعَنُهُمُ اللّٰهُ وَيَلْعَنُهُمُ اللَّاعِنُونَۙ İndirdiğimiz açık delilleri ve hidâyeti biz kitapta insanlara açıkladıktan sonra gizleyenler yok mu, işte onlara hem Allah lânet eder hem de lânet edebilecek herkes lânet eder. Bakara / 161. Ayet اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ اُو۬لٰٓئِكَ عَلَيْهِمْ لَعْنَةُ اللّٰهِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالنَّاسِ اَجْمَع۪ينَۙ Dinî gerçekleri inkâr eden ve kâfir olarak ölenlere gelince, işte Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üzerinedir. Âl-i İmrân / 61. Ayet فَمَنْ حَٓاجَّكَ ف۪يهِ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِ فَقُلْ تَعَالَوْا نَدْعُ اَبْنَٓاءَنَا وَاَبْنَٓاءَكُمْ وَنِسَٓاءَنَا وَنِسَٓاءَكُمْ وَاَنْفُسَنَا وَاَنْفُسَكُمْ ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَلْ لَعْنَتَ اللّٰهِ عَلَى الْكَاذِب۪ينَ Sana gerçek bilgi geldikten sonra, kim seninle İsa hakkında münâkaşa ederse onlara de ki “İddianızda samimi iseniz gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, hanımlarımızı ve hanımlarınızı, öz nefislerimizi ve öz nefislerinizi çağıralım, sonra gönülden dua edelim de Allah’ın lânetinin yalancılar üzerine inmesini dileyelim.” Âl-i İmrân / 87. Ayet اُو۬لٰٓئِكَ جَزَٓاؤُ۬هُمْ اَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ اللّٰهِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالنَّاسِ اَجْمَع۪ينَۙ Onların cezası, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lânetine uğramaktır. Nisâ / 46. Ayet مِنَ الَّذ۪ينَ هَادُوا يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِه۪ وَيَقُولُونَ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ وَرَاعِنَا لَيًّا بِاَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْنًا فِي الدّ۪ينِۜ وَلَوْ اَنَّهُمْ قَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا وَاسْمَعْ وَانْظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَاَقْوَمَۙ وَلٰكِنْ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ اِلَّا قَل۪يلًا Yahudilerden bir kısmı kelimelerin yerlerini değiştirerek tahrif ederler. Peygamber’e de dillerini eğip bükerek ve din ile alay ederek “Duyduk ama itaat etmiyoruz”, “Dinle, dinlenmez olası” ve “râinâ bizim çoban” derler. Eğer onlar “İşittik ve itaat ettik”, “Dinle ve bizi gözet ünzurnâ” deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı. Fakat küfürleri sebebiyle Allah onları lânetlemiştir; artık onlardan pek azı inanır. Nisâ / 47. Ayet يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ اٰمِنُوا بِمَا نَزَّلْنَا مُصَدِّقًا لِمَا مَعَكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَطْمِسَ وُجُوهًا فَنَرُدَّهَا عَلٰٓى اَدْبَارِهَٓا اَوْ نَلْعَنَهُمْ كَمَا لَعَنَّٓا اَصْحَابَ السَّبْتِۜ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ مَفْعُولًا Ey kendilerine kitap verilenler! Biz birtakım yüzleri silip dümdüz ederek enseleri hâline çevirmeden, yahut cumartesi gününe saygı göstermeyen kimseleri lânetlediğimiz gibi sizi de lânetlemeden önce, yanınızdaki Tevrat’ı doğrulamak üzere indirdiğimiz Kur’an’a iman edin. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir. Nisâ / 52. Ayet اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ لَعَنَهُمُ اللّٰهُۜ وَمَنْ يَلْعَنِ اللّٰهُ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ نَص۪يرًاۜ İşte bunlar Allah’ın lânetlediği kimselerdir. Allah kime lânet ederse, artık onun için hiçbir yardımcı bulamazsın. Nisâ / 93. Ayet وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَٓاؤُ۬هُ جَهَنَّمُ خَالِدًا ف۪يهَا وَغَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُ وَاَعَدَّ لَهُ عَذَابًا عَظ۪يمًا Bir mü’mini kasten öldürenin cezası ise, içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için pek büyük bir azap hazırlamıştır. Nisâ / 118. Ayet لَعَنَهُ اللّٰهُۢ وَقَالَ لَاَتَّخِذَنَّ مِنْ عِبَادِكَ نَص۪يبًا مَفْرُوضًاۙ Allah o şeytana lânet etmişti. O da bunun üzerine şöyle demişti “Yemin olsun ki senin kullarından bana uyup neticede bana ait olacak bir pay edineceğim.” Nisâ / 155. Ayet فَبِمَا نَقْضِهِمْ م۪يثَاقَهُمْ وَكُفْرِهِمْ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَقَتْلِهِمُ الْاَنْبِيَٓاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌۜ بَلْ طَبَعَ اللّٰهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ اِلَّا قَل۪يلًاۖ Fakat verdikleri sözden dönmeleri, Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve “Kalplerimiz perdelidir” demeleri yüzünden biz onları lânetledik. Aslında Allah, onların kalplerini inkârları yüzünden mühürlemiştir. Artık pek azı dışında onlar iman etmezler. Mâide / 13. Ayet فَبِمَا نَقْضِهِمْ م۪يثَاقَهُمْ لَعَنَّاهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةًۚ يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِه۪ۙ وَنَسُوا حَظًّا مِمَّا ذُكِّرُوا بِه۪ۚ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلٰى خَٓائِنَةٍ مِنْهُمْ اِلَّا قَل۪يلًا مِنْهُمْ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَحْۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَ Fakat verdikleri sözden dönmeleri yüzünden onları lânetledik ve kalplerini kaskatı yaptık. Onlar Tevrat’ın kelimelerini, kastedilen mânayı bozacak şekilde yerlerinden oynatıp değiştiriyorlar. Kendilerine bildirilen ilâhî hükümlerin büyük bir kısmını da unuttular. İçlerinden pek azı dışında onlardan dâimâ hâinlik görürsün. Yine de sen onları affet ve yaptıklarına aldırış etme, katlan! Şüphesiz Allah, iyilik ve ihsân sahiplerini sever. Mâide / 60. Ayet قُلْ هَلْ اُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذٰلِكَ مَثُوبَةً عِنْدَ اللّٰهِۜ مَنْ لَعَنَهُ اللّٰهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَاز۪يرَ وَعَبَدَ الطَّاغُوتَۜ اُو۬لٰٓئِكَ شَرٌّ مَكَانًا وَاَضَلُّ عَنْ سَوَٓاءِ السَّب۪يلِ De ki “Allah katında uğrayacakları ceza itibariyle kötünün kötüsü bir durumda olanları size haber vereyim mi? Bunlar, kendilerini Allah’ın lânetlediği, gazabına uğrattığı, kimini maymunlara, kimini domuzlara çevirdiği kimseler ve şeytânî güçlere tapanlardır. İşte bulundukları yer ve konum itibariyle en kötü olan ve dosdoğru yoldan en çok sapanlar onlardır.” Mâide / 64. Ayet وَقَالَتِ الْيَهُودُ يَدُ اللّٰهِ مَغْلُولَةٌۜ غُلَّتْ اَيْد۪يهِمْ وَلُعِنُوا بِمَا قَالُواۢ بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِۙ يُنْفِقُ كَيْفَ يَشَٓاءُۜ وَلَيَز۪يدَنَّ كَث۪يرًا مِنْهُمْ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَانًا وَكُفْرًاۜ وَاَلْقَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَٓاءَ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۜ كُلَّمَٓا اَوْقَدُوا نَارًا لِلْحَرْبِ اَطْفَاَهَا اللّٰهُۙ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَادًاۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِد۪ينَ Yahudiler “Allah’ın eli bağlı ve sıkıdır” dediler. Elleri bağlansın onu söyleyenlerin, lânet olsun onlara! Hiç de öyle değil, aksine Allah’ın iki eli de açıktır, nasıl dilerse o şekilde ihsân ve ikram eder. Rabbinden sana indirilen âyetler, elbette onların pek çoğunun azgınlığını ve küfrünü daha da artıracaktır. Biz de onların arasına kıyâmet gününe kadar sürüp gidecek düşmanlık, kin ve nefret saldık. Ne zaman savaş için bir fitne ateşi körükledilerse, Allah onu söndürdü. Yine de onlar dünyanın her tarafında sırf bozgunculuk çıkarmak için koşuşturup dururlar. Allah, bozgunculuk yapanları sevmez. Mâide / 78. Ayet لُعِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ عَلٰى لِسَانِ دَاوُ۫دَ وَع۪يسَى ابْنِ مَرْيَمَۜ ذٰلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ İsrâiloğulları’ndan kâfir olanlar hem Dâvûd hem de Meryem oğlu İsa’nın diliyle lânetlendiler. Bunun sebebi, onların Allah’a isyan etmeleri ve haddi aşıp durmalarıydı. A'râf / 38. Ayet قَالَ ادْخُلُوا ف۪ٓي اُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِكُمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ فِي النَّارِۜ كُلَّمَا دَخَلَتْ اُمَّةٌ لَعَنَتْ اُخْتَهَاۜ حَتّٰٓى اِذَا ادَّارَكُوا ف۪يهَا جَم۪يعًاۙ قَالَتْ اُخْرٰيهُمْ لِاُو۫لٰيهُمْ رَبَّنَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اَضَلُّونَا فَاٰتِهِمْ عَذَابًا ضِعْفًا مِنَ النَّارِۜ قَالَ لِكُلٍّ ضِعْفٌ وَلٰكِنْ لَا تَعْلَمُونَ Allah şöyle buyuracak “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan topluluklarıyla beraber siz de girin cehenneme!” Bu şekilde her bir topluluk ateşe girdikçe yoldaşlarına lânet edecek. Nihâyet hepsi birbiri ardınca orada toplandıklarında, sonra gelenler önce girenler hakkında “Rabbimiz! Bizi doğru yoldan işte bunlar saptırdılar; bu sebeple onlara iki kat ateş azabı çektir” diyecekler. Allah da “Her birinize iki kat azap var, fakat siz bilmiyorsunuz” buyuracak. A'râf / 44. Ayet وَنَادٰٓى اَصْحَابُ الْجَنَّةِ اَصْحَابَ النَّارِ اَنْ قَدْ وَجَدْنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقًّا فَهَلْ وَجَدْتُمْ مَا وَعَدَ رَبُّكُمْ حَقًّاۜ قَالُوا نَعَمْۚ فَاَذَّنَ مُؤَذِّنٌ بَيْنَهُمْ اَنْ لَعْنَةُ اللّٰهِ عَلَى الظَّالِم۪ينَۙ Cennet ehli cehennem ehline “Biz, Rabbimizin bize verdiği bütün sözlerin gerçek olduğunu gördük. Nasıl siz de Rabbinizin başınıza geleceğini söylediği şeylerin gerçekleştiğini gördünüz mü?” diye seslenirler. Onlar da “Evet!” derler. Bunun üzerine aralarında bir münâdî “Allah’ın lâneti zâlimlerin üzerine olsun” diye bağırır. Tevbe / 68. Ayet وَعَدَ اللّٰهُ الْمُنَافِق۪ينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْكُفَّارَ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ هِيَ حَسْبُهُمْۚ وَلَعَنَهُمُ اللّٰهُۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُق۪يمٌۙ Allah, erkek olsun kadın olsun bütün münafıkları ve kâfirleri, içinde ebedî kalacakları cehennem ateşiyle tehdit etmektedir. O ateş onlara yeter. Allah onları rahmetinden uzaklaştırmıştır; onlar için bitip tükenmez bir azap vardır. Hûd / 18. Ayet وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًاۜ اُو۬لٰٓئِكَ يُعْرَضُونَ عَلٰى رَبِّهِمْ وَيَقُولُ الْاَشْهَادُ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ الَّذ۪ينَ كَذَبُوا عَلٰى رَبِّهِمْۚ اَلَا لَعْنَةُ اللّٰهِ عَلَى الظَّالِم۪ينَۙ Allah adına yalan uydurandan daha zâlim kim olabilir? Onlar Rablerinin huzuruna çıkarılacak; şâhitler de “Rableri adına yalan söyleyenler işte bunlardı” diyecekler. Haberiniz olsun ki, Allah’ın lâneti zâlimlerin üzerine olacaktır. Hûd / 60. Ayet وَاُتْبِعُوا ف۪ي هٰذِهِ الدُّنْيَا لَعْنَةً وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اَلَٓا اِنَّ عَادًا كَفَرُوا رَبَّهُمْۜ اَلَا بُعْدًا لِعَادٍ قَوْمِ هُودٍ۟ Onlar bu dünyada da, kıyâmet gününde de lânete uğradılar. Haberiniz olsun ki, Âd kavmi Rablerini tanımayıp inkâr yolunu tuttu. Neticede, Hûd’un kavmi Âd böyle yok olup gitti. Hûd / 99. Ayet وَاُتْبِعُوا ف۪ي هٰذِه۪ لَعْنَةً وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ بِئْسَ الرِّفْدُ الْمَرْفُودُ Onlar dünyada da, kıyâmet günü de rahmetten uzaklaştırılıp lânete uğradılar. Ne kötü bir bahşiş, ne kötü bir ikramdır bu lânet! Ra'd / 25. Ayet وَالَّذ۪ينَ يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ م۪يثَاقِه۪ وَيَقْطَعُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِۙ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ اللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُٓوءُ الدَّارِ Allah’a kesin söz verdikten sonra sözlerinden dönenler, Al­lah’ın korunup gözetilmesini emrettiği hususları koparıp atanlar ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlara gelince, işte lânet de bunlar içindir, varılacak en kötü yer olan cehennem de bunlar içindir. Hicr / 35. Ayet وَاِنَّ عَلَيْكَ اللَّعْنَةَ اِلٰى يَوْمِ الدّ۪ينِ “Ta hesap gününe kadar bu lânet senin tependen hiç ayrılmayacaktır.” İsrâ / 60. Ayet وَاِذْ قُلْنَا لَكَ اِنَّ رَبَّكَ اَحَاطَ بِالنَّاسِۜ وَمَا جَعَلْنَا الرُّءْيَا الَّت۪ٓي اَرَيْنَاكَ اِلَّا فِتْنَةً لِلنَّاسِ وَالشَّجَرَةَ الْمَلْعُونَةَ فِي الْقُرْاٰنِۜ وَنُخَوِّفُهُمْۙ فَمَا يَز۪يدُهُمْ اِلَّا طُغْيَانًا كَب۪يرًا۟ Hatırla ki sana “Doğrusu Rabbin ilim ve kudretiyle insanları çepeçevre kuşatmıştır” diye bildirmiştik. Miraç gecesi sana gösterdiğimiz o manzaraları ve Kur’an’da lânet edilen o ağacı da, inananla inanmayanı ayırmak üzere insanlar için bir imtihan vesilesi kıldık. Biz onları korkutuyoruz; ne var ki bu, onların azgınlığını daha da artırmaktan başka bir sonuç vermiyor. Nûr / 7. Ayet وَالْخَامِسَةُ اَنَّ لَعْنَتَ اللّٰهِ عَلَيْهِ اِنْ كَانَ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ Beşincisinde de “Eğer yalan söylüyorsam Allah’ın lâneti üzerime olsun!” diye yemin etmektir. Nûr / 23. Ayet اِنَّ الَّذ۪ينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ لُعِنُوا فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۙ Kötülüğü aklından geçirmeyen iffetli mü’min kadınlara zinâ isnâdında bulunanlar, dünya ve âhirette lânetlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azap vardır. Kasas / 42. Ayet وَاَتْبَعْنَاهُمْ ف۪ي هٰذِهِ الدُّنْيَا لَعْنَةًۚ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ هُمْ مِنَ الْمَقْبُوح۪ينَ۟ Bu dünyada onların ardına lâneti taktık. Kıyâmet günü de Rabbin merhametinden büsbütün mahrum kalacak ve en çirkin suratlı kimseler olacaklardır. Ankebût / 25. Ayet وَقَالَ اِنَّمَا اتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَانًاۙ مَوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ ثُمَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُمْ بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُمْ بَعْضًاۘ وَمَأْوٰيكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَۗ İbrâhim onlara şöyle dedi “Sizin Allah’ı bırakıp bir takım putlar edinmenizin sebebi, sırf bu dünya hayatında birbirinize duyduğunuz sevgi bağları ve aranızda oluşturduğunuz kirli çıkar ilişkileridir. Fakat kıyâmet günü birbirinizi tanımayacak ve birbirinize lânet yağdıracaksınız. Sizin varacağınız yer ateştir; sizi oradan kurtaracak yardımcılarınız da olmayacaktır.” Ahzâb / 57. Ayet اِنَّ الَّذ۪ينَ يُؤْذُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَاَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا مُه۪ينًا Allah’ı ve Rasûlü’nü incitenleri Allah dünyada da âhirette de rahmetinden uzaklaştırmış ve onlara pek alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. Ahzâb / 61. Ayet مَلْعُون۪ينَۚۛ اَيْنَ مَا ثُقِفُٓوا اُخِذُوا وَقُتِّلُوا تَقْت۪يلًا Allah’ın rahmetinden kovulacak; bununla da kalmayacak, nerede ele geçirilirlerse tutuklanacak ve hak ettikleri şekilde öldürüleceklerdir. Ahzâb / 64. Ayet اِنَّ اللّٰهَ لَعَنَ الْكَافِر۪ينَ وَاَعَدَّ لَهُمْ سَع۪يرًاۙ Şüphesiz Allah kâfirleri ebediyen rahmetinden uzaklaştırmış ve onlara çok kızgın bir ateş hazırlamıştır. Ahzâb / 68. Ayet رَبَّنَٓا اٰتِهِمْ ضِعْفَيْنِ مِنَ الْعَذَابِ وَالْعَنْهُمْ لَعْنًا كَب۪يرًا۟ “Rabbimiz onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle rahmetinden mahrum et!” diyeceklerdir. Sâd / 78. Ayet وَاِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَت۪ٓي اِلٰى يَوْمِ الدّ۪ينِ “Hesap gününe kadar lânetim hep üzerinde olacaktır.” Mü'min / 52. Ayet يَوْمَ لَا يَنْفَعُ الظَّالِم۪ينَ مَعْذِرَتُهُمْ وَلَهُمُ اللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُٓوءُ الدَّارِ O gün zâlimlere ileri sürecekleri mazeretlerin hiçbir faydası olmayacak. Artık onlar Allah’ın rahmetinden ebediyen mahrum kalacak ve varılacak yurdun en kötüsüne yerleşeceklerdir. Muhammed / 23. Ayet اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ فَاَصَمَّهُمْ وَاَعْمٰٓى اَبْصَارَهُمْ İşte onlar, Allah’ın rahmetinden büsbütün kovduğu, kulaklarını sağır ve gözlerini kör ettiği kimselerdir. Fetih / 6. Ayet وَيُعَذِّبَ الْمُنَافِق۪ينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْمُشْرِك۪ينَ وَالْمُشْرِكَاتِ الظَّٓانّ۪ينَ بِاللّٰهِ ظَنَّ السَّوْءِۜ عَلَيْهِمْ دَٓائِرَةُ السَّوْءِۚ وَغَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَۜ وَسَٓاءَتْ مَص۪يرًا Diğer taraftan, Allah hakkında kötü zan besleyen münafık erkeklerle münafık kadınları ve müşrik erkeklerle müşrik kadınları da cezalandıracaktır. Müslümanlar için istedikleri kötülük çemberi, kendi başlarına geçsin! Allah onlara gazap etmiş, onları rahmetinden kovmuş ve onlar için cehennemi hazırlamıştır. Ne kötü bir dönüş yeridir orası! Peygamber Efendimiz lânet etmiş midir? Peygamberimizin lânet okuma ile ilgili hadisleri var mıdır? Günahkâr birine lânet etmek ve lânet okuma ile ilgili ayet ve belirlemeksizin günahkârlara lânet etmenin caiz olduğu hakkında ayet ve hadis-i şerifler. LÂNET OKUMA İLE İLGİLİ AYETLER "Biliniz ki Allah'ın lâneti zâlimler üzerinedir." Hûd sûresi, 18 "İçlerinden bir çağırıcı, "Allah'ın lâneti zâlimler üzerine olsun" diye bağırır." Araf sûresi, 44 Her iki âyette aynı gerçek, tek tek şahıs tayin edilmeksizin genel bir ifâde ile, Allah'ın lânetinin zâlimler üzerine olduğu gerçeği kesin bir şekilde bildirilmektedir. Bu âyetleri takib eden âyet, her iki sûrede de aynı ifâdeleri taşımakta, zâlimler'in topluca nitelikleri hakkında bazı bilgiler vermektedir. Şöyle buyuruluyor "Onlar, insanları Allah'ın yolundan alıkoyan ve onu eğip bükmek isteyenlerdir. Âhireti inkar edenler de onlardır." Araf sûresi, 45; Hûd sûresi, 19 LÂNET OKUMA İLE İLGİLİ HADİSLER Peygamberimizin Lanet Okuma ile İlgili Hadisleri Sahih olarak bize intikal ettiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem "Allah iğreti saç peruk takana ve taktırana lânet etsin" buyurmuştur. Yine Peygamber aleyhisselâm "Fâiz yiyene Allah lânet etsin" buyurmuştur. Aynı şekilde o, canlı sureti heykel yapanlara lânet etmiştir. Ayrıca o, "Allah topraktaki sınırları bozanlara lânet etsin" buyurmuştur. Bk. Müslim, Edâhî 44,45; Nesâî, Dahâyâ 34 Ayrıca Hz. Peygamber - "Bir yumurta bile çalsa Allah hırsıza lânet etsin" Buhârî, Hudûd 7, 13; Müslim, Hudûd 7; Nesâî, Sârık 1; İbni Mâce, Hudûd 22 . - "Ana babasına lânet edene Allah lânet etsin bk. Müslim, Edâhî 44, Kestiğini Allah'tan başkası adına kesene de Allah lânet etsin." Bk. Müslim, Edâhî 43-45; Nesâî, Dahâyâ 34 - "Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların lâneti, Medine'de bir bid'at çıkaran veya bir bid'atçıyı barındıran kimse üzerine olsun." Buhârî, İ'tisam 5, 6, Medine 1, Cizye 10; Müslim, Hac 403, 467, 469, İtk 20 - "Ey Allah'ım! Allah'a ve Resûlüne isyan etmiş olan Ri'l, Zekvân ve Usayye'ye bu üç Arap kabilesine lânet et!" Buhârî, Cihâd 9, 19; Mesâcid 294, 297, 299 - "Peygamberlerin mezarlarını mescid edinen Yahûdîlere Allah lânet etsin." Buhârî, Salât 48, Cenâiz 62, 96, Enbiyâ 50, Meğâzî, 83; Müslim, Mesâcid 19, 23; Ebû Dâvûd, Cenâiz 72; Nesâî, Mesâcid 13 - "Kadınlara benzemeye çalışan erkeklere ve erkeklere benzemeye kalkışan kadınlara lânet olsun." bk. 1635 numaralı hadis diye beddua etmiştir. Hadisleri Nasıl Anlamalıyız? Nevevî merhumun nâdir uygulamalarından birini burada görmekteyiz. Büyük bir kısmı ilerideki bahislerde ele alınacak olan hadisleri, rivayet olarak değil, sırf konu hakkında fikir vermek üzere alıntı iktibas yoluyla burada sıralamış bulunmaktadır. Biz de kendisinin tercihine uyarak hadisleri numaralandırmadan topluca verdik. Fakat her bir hadisin ya bu kitaptaki numarasını ya da aslî hadis kaynaklarındaki yerlerini de gösterdik. Yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerîm ve Resûl-i Ekrem'in hadislerinden seçilmiş olan bu örnekler, şahıs belirtilmeksizin birtakım günahkârlara toptan lânet edilebileceğini göstermektedir. Bu rivayetlerde ahlâkî, itikâdî ve iktisâdî açılardan büyük sapmaları temsil eden anlayış, davranış ve uygulamalar lânetlenmiştir. Bunların herbiri hakkında iyi düşünmek gerekir. "Ben lânetçi değilim, davetçiyim" buyurduğu halde Hz. Peygamber’in, bu genel prensibin dışına çıkarak anılan işleri yapanlara lânet etmesi, bu davranışların İslâm toplum yapısı ve hayatı açısından çok ciddî ve olumsuz tesirlerinin olduğunu gösterir. Hadislerden Öğrendiklerimiz Müslüman Müslümana lânet etmez. Şahıs belirlemeksizin günahkârlar topluluğuna genel bir ifade ile lânet edilebilir. Belli günahları işleyenlere veya işleyecek olanlara lânet olsun diye beddua edilebilir. Kaynak Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları İslam ve İhsan 06 Ocak 2019 Dualar Beddua ve lanet kısaca “kötü dua” – “olumsuz dua” anlamına gelen bir duadır. Günahsız müslüman kişilere bedduada etmek ve lanet okumak haram kabul edilmiş, fasık olan müslümanlara ise lanette bulunmanın caiz olduğu ifade edilmiştir. Beddua var mıdır? diye sorulduğunda evet beddua vardır ve insanlar bazen bedduaya başvurabiliyorlar. Günümüzde hayatın stresi içinde istemeden veya farkında olmadan da olsa beddualar devamlı edilebilmektedir. Burada faziletli olan bu kötü duaya başvurmamaktır. Beddua ve lanet edilecekse de ayet ve hadislere bakılarak gerekçesine bakılmalı ve iyice anlaşılmalıdır. Beddua etmek caiz mi? Bedduanın, islam dininin zulüm ve haksızlık saydığı geçerli sebeplere dayanması şartıyla caiz olduğunu gösteren ayet ve hadisler bulunmaktadır. Din alimleri zulme uğrayanların beddua ve lanet etmesinin caiz olduğunu söylemişlerdir. “Allah kötü sözün alenen söylenmesini sevmez; ancak zulme uğrayanlar hariçtir.” Nisa suresi, 149. ayeti “Zulme uğrayan kimse kendisine zulmeden zalime dua edebilir. Allah celle celaluhu bunu kerih görmemiş aksine ona bu konuda ruhsat vermiştir.” Taberani Peygamber Efendimiz de sav, bazı Peygamberler gibi kavimlerine genel bir beddua etmemiş ama kesin olarak günah işleyenleri lanetlemiştir. Efendimiz’in sav zaman zaman Allah düşmanlarına beddua ve lanet ettiği de olmuştur. “Paraya tapana lanet olsun!” Tirmizi “Bid’at çıkarana lanet olsun.” Dare Kutni Peygamber Efendimiz sav isim vererek de beddua etmiştir. Tebbet suresinde bu anlatılmaktadır. “Ebû Leheb’in elleri kurusun!” Tebbet suresi, 1. ayet Bu mealin tefsirine göre bu ayet mecazi bir ifade olup onun helak olması yönünde bir bedduadır. Devamındaki “tebbe”, bedduanın gerçekleşeceğini ifade eder ve öyle de olur. Müfessirler 2. ayette Ebû Leheb’in kazandığı bildirilen şeyden maksadın onun çocukları, malı, mevki ve itibarı olduğunu söylemişlerdir. Buna göre 1. ayet, bunların hiçbirinin kendisini kötü sondan kurtaramadığını ifade eder. Bakınız Tebbet suresi Beddua ve lanetten kaçınmalıyız Peygamber Efendimiz sav beddua etmiş olsa da bu kötü duaları etmekten kaçınırdı. Kendisinin beddua ve lanet eden değil, aksine rahmet peygamberi olduğunu söylerdi. Beddua etmemek ile ilgili hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır; “Kendinize beddua etmeyiniz; çocuklarınıza beddua etmeyiniz; mallarınıza da beddua etmeyiniz. Dileklerin kabul edildiği zamana denk gelir de Allah bedduanızı kabul ediverir.” Müslim Bu nedenle biz müslümanlar olarak özellikle başka müslümanlara bilip bilmeden beddua etmemeli, lanet okumamalıyız. Müslümanların birbirlerine lanet değil, rahmet dilemeleri yakışır. Ayrıca müslümana haksız yere beddua etmek büyük günahtır. “Olgun mü’min, yerici, lanetçi, kötü iş ve kötü söz sahibi olamaz.” Tirmizi “Birbirinize Allah’ın lâneti, gazâbı ve cehennem azabı ile lanet ve beddua etmeyiniz!” Ebû Davud

lanet okumak ile ilgili ayetler