Bir isyan bayrağı açsan, Bir bildiği vardır derim. Ellerin kanlı katil olsan, Ölen ölmeyi hak etmiştir derim. Yanlışa isyan etmeye, tövbe etsen, Yumruğun kalkmasa bir daha havaya, Sesin yükselmese meydanlarda, Kırmızı artık senin değil sadece kanın rengi olsa, Bu hayat artık yaşanılmazmış, derim. Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Sizi geceleyin öldüren (uyutan) ve gündüzün ‘güç yetirip etkilemekte (yapıp kazanmakta) olduklarınızı’ bilen, sonra adı konulmuş ecel doluncaya kadar onda sizi dirilten (uyandıran) O’dur” (En’am; 60) Allah-u Zülcelal yukarıdaki ayette insanların uykuda SeydişehirHaber | seydisehirhaber.com. Galeriler Videolar Yazarlar Son Dakika. GÜNDEM Diğer Kategoriler SEYDİŞEHİR SAĞLIK Polis - Adliye Dünya Kültür Sanat EĞİTİM SİYASET YAŞAM dem-bu-demdir: “Dilini, Allahü teâlânın ismini anmaktan başka işlerle uğraşmaktan ve başka şeyler konuşmaktan koru. Nefsini hesaba çek. İlme yapış ve edebi muhafaza et. Hak ve hukuka riâyet et ibâdetten ayrılma. Güzel ahlâklı, merhamet sahibi ve yumuşak ol. Allahü teâlâyı unutturacak her şeyden uzak dur ve onlara Kitaplara iman: Allah'ın bazı peygamberlere kitaplar indirdiğini ve bunların doğru ve gerçek olduğunu kabul etmektir. Vahiy: Rabbimizin insanlara emir ve yasaklarını ilahi kitaplar ve peygamberler aracılığıyla bildirmesi, insanlarla konuşmasıdır. Kutsal kitaplar: Allah'tan gelen vahiylerin yazılması ve iki kapak arasında 4Bvy. Bu ay ramazan ayı, tövbe kapıları ardına kadar açık. Allah'ın yüce ve sonsuz rahmeti çok büyük. Bütün günahından, aymazlıklarından, ısrarından, nefsinin histerik vurgunlarından kaçın. Yeter ki zaman varken iş işten geçmeden Rabbine tövbe et. Yarın dönmek istesen de imkânın olmayabilir. Hayat çok kısa. Ömrün saatleri sayılı. Nefeslerde öyle aslında. Hayat ile ölüm arasındaki bağın ne zaman kopacağı belli değil. Hayata dair her zevki yaşamak istiyorsun. Gün bu gündür diyorsun. Bi daha mı geleceğim diyorsun. Senin bu bakışına hak da veriyorum. Çünkü sen hep zevk, sefa, çal, oyna gibi bir pencereden baktın. O pencereden panorama öyle işte. Gördüğün gibi. Sen her şeyini ötede bir hayat yok, varsa yoksa her şey bugüne dair diyerek kurguladın. Bu kurgu üzerine kurdun. Bir an için bile olsa yanılabileceğini düşünmedin. Hâlbuki en çok yanılanlar, hiç yanılmayacağını zannedenlerdir. Sana dikkatli olmanı, hesabını düzgün yapmanı, tedbirli olmanı, öldükten sonra hiç hesaba katmadığın bir âlemle karşılaşacağını söyleyenleri dinlemedin. Kısaca bu güne kadar bildiğini yaptın. İçine doğana göre hareket ettin. Benliğin üzerinde bir ben varsa, o da benim dedin. Tamam. Anladık. Kendini merkeze koyuyor, her şeyi kendine göre yorumluyorsun. Sen hiç mi yanılabileceğini hesaba katmadın? Ya yanılıyorsan! Ya dediğin gibi değilse! Gel kendin için biraz kendini kolla. Ahirette sana özel bir şeylerin hazırlandığını düşün. Düşünebileceğinden daha öte bir güzellik. Aklının alamayacağı kadar nimetler. Sevdiğin dostlar. Beraber olmak istediğin arkadaşlar. Hastalıksız, sınırsız, sonsuz, örselenmediğin, eleştirilmediğin bir hayat. Tiksinmeyeceğin, seni rahatsız edecek, kabullenemeyeceğin hiç bir şeyin olmadığı bir gelecek. Hâlbuki sen birkaç günlük zevkin için o güzelliklerin tümünü siliyorsun. Sahi sen kendini çok mu akıllı sanıyorsun.! Kendi aklının üzerinde bir akıl kabul etmiyormusun? Hâlbuki sen yokken de şu gördüklerinin tümü vardı. Güneş, ay, rüzgâr, yeşillikler, su ve her şey. Sen tümünün ortasında var olan milyonlarca canlı gibi var oldun işte. Sana ne danışan oldu ne de sana özel tören düzenlendi. Milyonlarca varlıktan birisin sadece. Bu kadar sıradan. Bu kadar basit. Ama öte yandan da sanki her şey senin güzel, düzgün, temiz yaşaman için kurgulanmış. Başrol oyuncusu sensin. Senaryo senin etrafında dönüyor. Sahne, oyuncular, ışık, kostümler hep senin için. Ve sen bunların hiç birini yapmadın. Geldin, buldun ve oynuyorsun. Sence bunlar bir üstün aklın, büyük bir gücün ve kudretin eseri değil mi? Ne dersin? Bence geç kalıyorsun. Bak havada fırtına var. Denizdesin. Müthiş bir anafor ve dalga var. Siyah bulutlar geldi gelecek. Rüzgâr sert esiyor. Bu rüzgâr ve fırtına binlerce gemiyi yutar. Sahil ise ileride. Bekliyor. Gayret edersen fırtınadan önce sahile yanaşırsın. Hadi bakalım. Rotayı sahile, selamete, esenliğe kır. Hayat çok kısa. Ömrün saatleri sayılı. Nefeslerde öyle aslında. Hayat ile ölüm arasındaki bağın ne zaman kopacağı belli değil. Hayata dair her zevki yaşamak istiyorsun. Gün bu gündür diyorsun. Bi daha mı geleceğim diyorsun. Senin bu bakışına hak da veriyorum. Çünkü sen hep zevk, sefa, çal, oyna gibi bir pencereden baktın. O pencereden panorama öyle işte. Gördüğün gibi. Sen her şeyini ötede bir hayat yok, varsa yoksa her şey bugüne dair diyerek kurguladın. Bu kurgu üzerine kurdun. Bir an için bile olsa yanılabileceğini düşünmedin. Hâlbuki en çok yanılanlar, hiç yanılmayacağını zannedenlerdir. Sana dikkatli olmanı, hesabını düzgün yapmanı, tedbirli olmanı, öldükten sonra hiç hesaba katmadığın bir âlemle karşılaşacağını söyleyenleri dinlemedin. Kısaca bu güne kadar bildiğini yaptın. İçine doğana göre hareket ettin. Benliğin üzerinde bir ben varsa, o da benim dedin. Tamam. Anladık. Kendini merkeze koyuyor, her şeyi kendine göre yorumluyorsun. Sen hiç mi yanılabileceğini hesaba katmadın? Ya yanılıyorsan! Ya dediğin gibi değilse! DÜNYA HAYATI İÇİN AHİRETİNİ YOK ETME Gel kendin için biraz kendini kolla. Ahirette sana özel bir şeylerin hazırlandığını düşün. Düşünebileceğinden daha öte bir güzellik. Aklının alamayacağı kadar nimetler. Sevdiğin dostlar. Beraber olmak istediğin arkadaşlar. Hastalıksız, sınırsız, sonsuz, örselenmediğin, eleştirilmediğin bir hayat. Tiksinmeyeceğin, seni rahatsız edecek, kabullenemeyeceğin hiç bir şeyin olmadığı bir gelecek. Hâlbuki sen birkaç günlük zevkin için o güzelliklerin tümünü siliyorsun. Sahi sen kendini çok mu akıllı sanıyorsun.! Kendi aklının üzerinde bir akıl kabul etmiyormusun? Hâlbuki sen yokken de şu gördüklerinin tümü vardı. Güneş, ay, rüzgâr, yeşillikler, su ve her şey. Sen tümünün ortasında var olan milyonlarca canlı gibi var oldun işte. Sana ne danışan oldu ne de sana özel tören düzenlendi. Milyonlarca varlıktan birisin sadece. Bu kadar sıradan. Bu kadar basit. Ama öte yandan da sanki her şey senin güzel, düzgün, temiz yaşaman için kurgulanmış. Başrol oyuncusu sensin. Senaryo senin etrafında dönüyor. Sahne, oyuncular, ışık, kostümler hep senin için. Ve sen bunların hiç birini yapmadın. Geldin, buldun ve oynuyorsun. Sence bunlar bir üstün aklın, büyük bir gücün ve kudretin eseri değil mi? Ne dersin? Bence geç kalıyorsun. Bak havada fırtına var. Denizdesin. Müthiş bir anafor ve dalga var. Siyah bulutlar geldi gelecek. Rüzgâr sert esiyor. Bu rüzgâr ve fırtına binlerce gemiyi yutar. Sahil ise ileride. Bekliyor. Gayret edersen fırtınadan önce sahile yanaşırsın. Hadi bakalım. Rotayı sahile, selamete, esenliğe kır. Bütün günahından, aymazlıklarından, bohemliğinden, ısrarından, nefsinin histerik vurgunlarından kaç. En uygun yol budur. Yarın dönmek istesen de imkân olmayabilir. Geç kalabilirsin. Sen olmasan da yarın olacak. Ama sen ayarında olmayabilirsin. Gel, günahların seni tüketmeden, sen onları terk et. BÜYÜKLERİN DUALARI Ma'ruf-u Kerhi'nin Duası Dinim için, dünyam için, beni ilgilendiren meselelerim için kerim olan Allah bana kâfidir. Bana zulmedenden daha kuvvetli bulunan âlim olan Allah bana yeter. Bana kötülükle yaklaşanın belini kırabilecek derecede şiddet ve kuvvete sahip olan Allah bana kâfidir. Rahim olan Allah ölüm anında bana kâfidir. Kabirde sorguya çekildiğim anda Allah bana kâfidir. Hesap zamanında Kerim olan Allah bana kâfidir. Mizanın yanında latif olan Allah bana kâfidir. Sıratın yanında, kadir olan Allah bana kâfidir. Allah bana kâfidir. İlah ancak O'dur. O'na yaslanırım. O büyük arşın sahibidir. GERÇEK TÖVBE NASIL OLMALI İnsanoğlu günah işleyebilir. Belki işlememelidir. Uyarılı olmalıdır. Ama kötülüğe meyl eden nefis vardır ve nefsi kişiyi tuzağa düşürebilir. Böyle bir durumda, günahtan tövbe geciktirilmemelidir ve tövbe içten olmalıdır. Günahtan tövbe eden şunlara dikkat etmelidir. 1- İşlediği günahı tamamen terk etmelidir. 2- İşlediği günahı dile getirmeyecek, konuşmayacak. Başkalarına anlatmayacak. 3- Kendisini günaha iten ortamlardan uzaklaşacak. 4- İşlediği günaha benzer günahlardan da uzak kalacak. 5- Günahları konuşanları dinlemekten uzak kalacak kulağıyla da günah dinlemeyecek. 6- Yüreğinden günahı silecek ve asla düşünmeyecek içinden böyle bir niyet geçirmeyecek. 7- Tövbesinde samimi olup olmadığını tartacak 8- Tövbesinin yaşantısına yansıyıp yansımadığına bakacak. 9- Kalbinin, niyetinin, ihlasının düzgün olup olmadığına bakacak 10- Tövbe edecek ama tövbeye de aldanmayacak. Sürekli tövbesine devam edecek. Kuranı Kerim övünmeyi, kendini öne çıkarmayı, takva sahibi olduğunu seslendirmeyi doğru bulmaz. Bu nedenle de şöyle buyurur "Öyleyse kendinizi temize çıkarmayın. O sakınanı, çok iyi bilir." Necm,32 BİR AYET "Ey Muhammed! De ki "Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. Zina ve benzeri çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça Allah'ın haram dokunulmaz kıldığı canı öldürmeyin. İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız." En'am, 151 BİR HADİS "Hurma bulabilen hurma ile orucunu açsın hurma bulamayan da su ile iftar etsin. Çünkü su temizdir." Ebû Dâvûd, Sıyam 21 ; İbn Mâce, Sıyam 25 BİR SEVAP Allah korkusuyla bir şeyi terk eden kimse "Sadece Allah'tan korktuğun için terk ettiğin şeyden daha hayırlısını Allah sana mutlaka verir." SORU-CEVAP 1- Namazda aklıma dünyalık şeyler geliyor. Namazıma engel olur mu? Namaz aslında kişinin Allah ile konuşması, O'na imanını, kulluğunu ifade etmesidir. Gerçek anlamda namaz kılan kişi, her türlü dünyalığı seccadenin dışında bırakmalıdır. Bununla beraber namaz esnasında bu tür şeylerin akla gelmesi namazı bozmaz. Belki manevi lezzetini azaltır. 2- Hastalık korkusuyla oruç tutmazsak günaha girer miyiz? Kronik hastalığınız varsa elbette ramazan ayında oruç tutamazsınız. Hasta iseniz elbette oruç tutmazsınız. Ama sırf hastalık endişesinden dolayı oruç tutmamanız doğru olmaz. Kaldı ki oruç bağışıklık sistemine müspet anlamda fayda sağlar. Zarar vermez. Bir rahatsızlığınız söz konusu ise elbette doktorunuza danışın. 3- Radyo, teyp veya televizyonlardan secde ayetlerini dinleyen kimsenin tilavet secdesi yapması gerekir mi? Kuran-ı Kerim'de on dört yerde secde ayeti bulunmaktadır. Bu ayetleri okuyan veya işiten kişinin, tilavet secdesi yapması gerekir. Tilavet secdesi, ayetteki ilahi mesajı okuyan veya dinleyen kişinin, yaradanına itaatinin ifadesidir. Bu itibarla radyo, teyp veya televizyondan da olsa, ilahi mesajı işiten kişinin, tilavet secdesi yapması gerekir. Ancak, okunan ayetlerin tilavet secdesi olduğunu bilmeyenler, tilavet secdesi yapmakla yükümlü değildirler. Yasal Uyarı Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın. KÜNYE HAKKIMIZDA HARİTA YASAL ARA İLETİŞİM ANASAYFA DUALAR ve ZİKİRLER Tövbe Ederken Okunacak Dualar Peygamberimizin öğrettiği tövbe duaları var mıdır? Tövbede hangi dualar okunmalıdır? Tövbe ederken okunacak edecek kimsenin iki rekât namaz kıldıktan sonra Allah’a hamd, Resûlüne salât ve selam getirdikten sonra tövbe ve istiğfar etmesi, akabinde de salavat ve hamd ile bitirmesi tövbenin adabındandır. PEYGAMBERİMİZİN TÖVBE İSTİĞFAR DUALARI Hz. Peygamberin, bağışlanması için yaptığı pek çok duadan ikisi şudur اللَّهُمَّ إِنِّى ظَلَمْتُ نَفْسِى ظُلْمًا كَثِيرًا وَلاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ ، فَاغْفِرْ لِى مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ ، وَارْحَمْنِى إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ “Allah’ım! Ben kendime çok zulmettim. Günahları bağışlayacak ise yalnız sensin. Öyleyse tükenmez lütfunla beni bağışla, bana merhamet et. Çünkü affı sonsuz, merhameti nihayetsiz olan yalnız sensin.” Buhârî, Ezân 149; Müslim, Zikir, 48 رَبِّ اغْفِرْ لِى خَطِيئَتِى وَجَهْلِى وَإِسْرَافِى فِى أَمْرِى كُلِّهِ ، وَمَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّى ، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِى خَطَايَاىَ وَعَمْدِى وَجَهْلِى وَهَزْلِى ، وَكُلُّ ذَلِكَ عِنْدِى ، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِى مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ ، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ ، وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ ، وَأَنْتَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِير “Allah’ım! Günahlarımı, bilmeden ve haddimi aşarak işlediğim kusurlarımı, benden daha iyi bildiğin bütün suçlarımı bağışla! Allah’ım! Ciddi veya şaka olarak yaptığım yanlışları, hataen ve kasten işlediğim günahlarımı affeyle! Bütün bu kusurların bende bulunduğunu itiraf ederim. Allah’ım! Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim ve açığa vurduğum, ölçüsüz bir şekilde işlediğim ve benden daha iyi bildiğin günahlarımı affeyle! Öne geçiren de sen, geride bırakan da sensin. Senin gücün her şeye yeter.” Buhârî, Deavât, 60 Kaynak Diyanet Fetva Kurulu İslam ve İhsan PAYLAŞ İslam ve İhsan İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de “Allâh katında dîn İslâm’dır …” Âl-i İmrân, 19 buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan böyle bir dîn aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” Âl-i İmrân, 85 ... Peygamber Efendimiz Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret hac etmendir” buyurdular. “İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular. İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16 Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir. Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” Muvatta’, Kader, 3. Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir. Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307 Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” er-Rad, 28 Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir. İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal ilm-i hâl sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır. İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz. Erkam Medya © islam&ihsan 2013 - 2022 altında yayınlanan yazıların tüm hakları mahfuzdur. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi yazıların tamamı izinsiz kullanılamaz. Zaman Ahirzaman olan bu dönemde özellikle Gençlere yönelik ilahiler serisinde yer alan bu eserle bugünkü ilahi sözleri konumuzu ele alacağız. En Sevilen İlahi Sözleri olarak bilinen ezgilerden olan bu ilahi içerisinde paylaştığı sözler ile Ahir zamandaki gençlere hitap edecek türdendir. İlahinin gençlere yönelik olması ezgiyi bir o kadar güzelleştiriyor. En Beğenilen İlahi Sözleri Zaman Ahirzaman İlahi Sözleri ile ahir zamandaki gerçekleşen olaylardan çok Ahir zaman gençliği üzerinde duran şair İlahiyi çeşitli güzel sözler ile süslemiştir. İlahi ses sanatçısı olan Ömer Özgeç tarafından da seslendirilen bu ezgi hakkeza Ömer Özgeç İlahileri arasında yer alan en çok beğenilen ilahiler arasındadır. İlahi ses sanatçılarından olup özellikle gençler üzerine ilahiler yazıp seslendiren sanatçılar günümüzde her geçen gün daha da çok dinlenilmektedirller. İşte onlardan biri olan Ömer Özgeç adlı ses sanatçısının ilahilerini tüm güzellikleri ile sizlerle paylaşacağız ve sitemizde binlerce ilahi sözlerine kolaylıkla ulaşıp yeri gelince İlahi mp3 indir alanında ilahiler de indirebilirsiniz. Şuanlık sitemizde mp3 ilahi indirmelerine pek yer vermemiş olsakta bunun için çalışmalara başlayıp ilerde bu alanda da bir çalışma yaptığımızı bildirmek istiyoruz. Zaman Ahirzaman Zaman Ahirzaman İlahi Sözleri Tek amacımızın video, sözler ve indirmeleri içine barındıran büyük bir ilahi sözleri sitesi olduğunu ve tamamen sizlere faydalı olmak için elimizden geldiğini yaptığımızı bilmenizi istiyoruz. Mevlanın açıktır tövbe kapısı kapıyı çalıp da nolur girsene Sultan şah-ı zaman tövbe veriyor sen de tövbe alıp sofi olsana Zaman ahirzaman kısadır zaman tövbeye geleceksin söyle ne zaman Neye yarar tövbe etsen o zaman Azrail başına geldiği zaman Fırsat elde iken can bedendeyken gözlerin görürken dizler tutarken Senedin mi var ki diyorsun erken sen de tövbe alıp sofi olsana Zaman ahirzaman kısadır zaman tövbeye geleceksin söyle ne zaman Neye yarar tövbe etsen o zaman Azrail başına geldiği zaman Bilvanis’de yaşar zamanın gavsı Rabbim ona vermiş nurdan havuzu Bağrı yanıklara veriyorlar su sen de tövbe alıp sofi olsana Zaman ahirzaman kısadır zaman tövbeye geleceksin söyle ne zaman Neye yarar tövbe etsen o zaman Azrail başına geldiği zaman Bir önceki yazımız olan Dört Kitabın Manası başlıklı İlahi Sözleri Dört Kitabın Manası albümü tek link indir, Dört Kitabın Manası İlahi sözleri ve Dört Kitabın Manası İlahisi hakkında bilgiler kelimelerzaman ahir zaman ilahi sözleritövbe ilahisi sözleridaha gelmedimi tövbe zamanı ilahi sözleriZAMAN İLAHİSİNİN SÖZLERİdaha tövbe zamanı gelmedimi ilahisi sözleriilahi zaman ahir zaman Tövbe kapısı her zaman açık mıdır, bir sınırı var mı?Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “Güneş batıdan doğmadan önce kim tövbe ederse, Allah onun tövbesini kabul eder.” Müslim, Zikir 43 HADİSİN AÇIKLAMASI Güneşin batıdan doğması, kıyametin büyük alâmetlerinden biridir. Gök cisimleri, kâinât yaratılalıberi belli bir düzen içinde seyrine devam etmektedir. Çünkü kendilerini yaratan ilâhî kudret, onları böyle programlamıştır. Kâinâtın sahibi dünya hayatına son vermek istediği zaman, yarattığı bu hassas düzeni bozacaktır. İşte o zaman güneş batıdan doğacak, bunu gören insanlar dünyanın sonu geldiğini kesin olarak anlayacaklardır. Güneşin batıdan doğduğunu gören kâfirlerin gerçeği anlayarak imân etmeye kalkmaları onlara bir fayda vermeyecektir. Bu gerçeği âyet-i kerîme şöyle ifade etmektedir “Rabbinin bazı alâmetleri geldiği gün, önceden inanmayan veya imanıyla bir hayır kazanmayan kimseye, artık imânı fayda vermez.” [Enâm Sûresi 6, 158] Kıyamet alâmetleri belirdiği zaman imân etmek fayda vermediği gibi, korkunç gerçeği artık iyice anlayan günahkâr mü’minlerin yaptıklarına pişman olarak tövbe ve istiğfâr etmeye kalkmaları da bir fayda getirmez. Demek ki önemli olan, her şeyi zamanında yapmaktır. Bir gün kıyametin kopacağını, âhiret hayatının başlayacağını ve insanların dünyada yaptıklarından dolayı orada hesaba çekileceklerini daha hayat devam ederken anlamalı, kötü davranışlarını bırakmalı ve kendisine çekidüzen vermelidir. İnsanı tövbe etmenin gereğine inandıran hususlardan biri günaha bakış tarzıdır. İyi bir kul günaha sempati duymaz. Onun çirkin bir davranış olduğunu kabul eder. Günah işlemeye devam etmenin Allah’a saygısızlık olduğunu düşünür. Günahından dolayı üzülür, vicdan azabı çeker. Bu konuda büyük sahâbî Abdullah İbni Mesut’un çok güzel bir sözü vardır. Der ki “Mü’min kimse günahlarını hayalinde öylesine büyütür ki, sanki kendisi bir dağın eteğinde oturuyormuş da dağ üzerine çökecekmiş zanneder. Günaha düşkün kimse ise günahlarını, burnunun üstüne konan bir sinek gibi görür.” Buhârî, Daavât 4 HADİSTEN ÖĞRENDİKLERİMİZ 1. İnsan her fırsatta tövbe etmeli, Cenâb-ı Hakk’ın kendisine lutfettiği “hatayı düzeltme yeteneği”ni göstermelidir. 2. Allah Teâlâ kulunun tövbesini kıyamet kopana kadar kabul eder. Kaynak Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları İslam ve İhsan

daha gelmedimi tövbe zamanı ilahi