AB tüm üye ülkelerini dünya ticaret örgütünde, G8 zirvelerinde, BM toplantılarında temsil ederek, üyelerinin dış politikalarında da rol oynamaktadır. AB’nin 27 üyesinden 21’i NATO’nun da üyesidir. Avrupa Birliğine katılmayı reddeden ülkeler ise şunlardır: İsviçre, İzlanda, Lihtenştayn ve Norveç. 5. Harâcı Vazîfe: Zimmette bulunan menfaatten, temekkün sebebi ile, bir şeyin alınmasının gerekli olmasıdır. Fetâvâyi Kâdîhân'da da böyledir. Harâc-i Mu kâseme; araziden mahsul çıkaran kimseye tjaalluk eder; ziraata temekküne ( = gücünün yeter olmasına) taalluk etmez. Bunda, güç bulunmasına rağmen, arazi muattal PeygamberlerTarihi Pdf İndir – Peygamberler Tarihi PDF Kitap İndir. Peygamberler Tarihi ücretsiz indirmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. Sitemiz üzerindenPeygamberler Tarihi ücretsiz indirip, ücretsiz olarak erişebilirsiniz.. Peygamberler Tarihi Bilgileri. Kur’an esas alınmakla beraber zengin bir kaynak taraması sonucunda hazırlanan bu kitapta şu konuları okuyacaksınız: Allahın insanı muhatap almasının, Allah’ın insana tenezzül etmesinin, Allah’ın insana mesaj göndermesinin ne anlama geldiğini de bu ayetler bize veriyor. Burada elbette ki mecazi ifadelerle, alegorik bir takım ifadelerle vahiy karşısında yabancılaşan insanın nasıl büyük bir azaba duçar olacağını, nasıl müthiş Zorbalıkmağduru olduğunu iddia eden Yoo Eunseo’nun hukuk bürosu Daeryun’un açıklaması: “LE SSERAFIM’den Kim Garam’ın öğrenciyken yaptığı zorbalık ve HYBE’nin pozisyonu hakkındaki tartışmalarda, hukuk büromuz mağdurun pozisyonunu, mağdurun ve velilerinin ifadelerini, Gyeongin Ortaokulu başkanı tarafından doldurulmuş okul şiddet komitesinin raporunu, Kim Dakt. İçindekiler1 8. Sınıf Peygamberimizin Hayatı Kitabı Peygamberimizin Vahyi İnsanlığa Ulaştırması Cevapları Sayfa 46, 47, 48, Peygamberimizin Vahyi İnsanlığa Ulaştırması Metni 8. Sınıf Peygamberimizin Hayatı Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 46 Soru Yüce Allah’ın insanlara peygamber göndermesinin sebebi ne olabilir? Soru Maruf ve münker kavramlarının anlamını sözlükten araştırarak sınıta arkadaşlarınızla Soru Hz. Peygamber’e itaat etmenin önemi ile ilgili düşüncelerinizi arkadaşlarınızla Soru “Kim Resul’e itaat ederse Allah’a itaat eder.” Nisâ suresi 80. ayet. ayetinde vurgulanan mesaj nedir? 8. Sınıf Peygamberimizin Hayatı Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 47 “Allah’ın emirlerini onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik…” İbrahim suresi 4. ayet. Soru Peygamberlerin yaşadığı toplum içerisinden seçilmesinin ve onların dilini konuşmasının önemini arkadaşlarınızla tartışınız. Soru Peygamberimizin tebliğ görevinin başarıya ulaşmasında onun hangi özellikleri etkili olmuştur? Düşüncelerinizi yazarak arkadaşlarınızla paylaşınız. 8. Sınıf Peygamberimizin Hayatı Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 48 “O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın. Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi…” Âl-i İmrân suresi, 159. ayet. Soru Peygamber Efendimiz’in katı yürekli olmayıp yumuşak davranmasının, “vahyi insanlığa ulaştırma” görevindeki başarısına etkisi nedir? 8. Sınıf Peygamberimizin Hayatı Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 49 Ahmet, arkadaşlarına Peygamberimizi şu sözlerle anlattı “Peygamberimiz en güzel öğretmendi. Allah’ın dinini bizlere en güzel şekilde öğretti. Kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü, her türlü haksızlığın ve kötülüğün yapıldığı Cahiliye toplumundan; yürekleri Allah korkusu ve sevgisiyle titreyen, kul hakkına dikkat eden Asr-ı Saâdet neslini Soru Cahiliye toplumu ile Asr-ı Saâdet neslinin özelliklerini örnekteki gibi Sınıf Peygamberimizin Hayatı Kitabı Peygamberimizin Vahyi İnsanlığa Ulaştırması Cevapları Sayfa 46, 47, 48, 49Peygamberimizin Vahyi İnsanlığa Ulaştırması Metni Cevapları8. Sınıf Peygamberimizin Hayatı Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 46 CevaplarıSoru Yüce Allah’ın insanlara peygamber göndermesinin sebebi ne olabilir? İnsanlara kendi varlığını bildirmek ve onların ibadetlerini Peygamberlerinde insan olarak yaptığını gösterip insanların tam bir şekilde inanmasını sağlamak için göndermiş Maruf ve münker kavramlarının anlamını sözlükten araştırarak sınıta arkadaşlarınızla Maruf Dinî bakımdan uygun görülen, beğenilen, buyrulan Münker Öldükten sonra kişinin önüne gelen meleklerden birinin adıdırSoru Hz. Peygamber’e itaat etmenin önemi ile ilgili düşüncelerinizi arkadaşlarınızla Peygamber efendimize inanıp ona uyduğumuz zaman Allah’a da inanıp İslam dinini kabul ettiğimizi “Kim Resul’e itaat ederse Allah’a itaat eder.” Nisâ suresi 80. ayet. ayetinde vurgulanan mesaj nedir? AraştırınızCevap Peygamber efendimize inanıp ona uyduğumuz için Allah’a da inanıp iman etmiş oluruz. Çünkü Peygamber efendimiz İslam dinini insanlara bildirmek Allah’ın varlığını bildirmek için onun emirlerini söylemek için Sınıf Peygamberimizin Hayatı Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 47 Cevapları“Allah’ın emirlerini onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik…” İbrahim suresi 4. ayet.Soru Peygamberlerin yaşadığı toplum içerisinden seçilmesinin ve onların dilini konuşmasının önemini arkadaşlarınızla tartışınız. Cevap Her peygamber kendi toplumuna kendi dili ile daha iyi bir şekilde anlatacağı için özellikle seçilip Peygamberimizin tebliğ görevinin başarıya ulaşmasında onun hangi özellikleri etkili olmuştur? Düşüncelerinizi yazarak arkadaşlarınızla paylaşınız. Cevap Adalet, güvenirlik, doğruluk özellikleri etkili Sınıf Peygamberimizin Hayatı Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 48 Cevapları“O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın. Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi…” Âl-i İmrân suresi, 159. ayet.Soru Peygamber Efendimiz’in katı yürekli olmayıp yumuşak davranmasının, “vahyi insanlığa ulaştırma” görevindeki başarısına etkisi nedir? AçıklayınızCevap Katı yürekli olsaydı insanları kendine çekmesi daha zor olurdu. Dinimiz güzellik, iyilik dinidir. İnsanları dine davet ederken hep iyi güzel olması gerekmektedir Bu sayede dikkatlerini çeker ve merak edip dinimizi araştırırlar. peygamber efendimiz de bu sayede insanları Sınıf Peygamberimizin Hayatı Ders Kitabı Meb Yayınları Sayfa 49 CevaplarıAhmet, arkadaşlarına Peygamberimizi şu sözlerle anlattı“Peygamberimiz en güzel öğretmendi. Allah’ın dinini bizlere en güzel şekilde öğretti. Kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü, her türlü haksızlığın ve kötülüğün yapıldığı Cahiliye toplumundan; yürekleri Allah korkusu ve sevgisiyle titreyen, kul hakkına dikkat eden Asr-ı Saâdet neslini Cahiliye toplumu ile Asr-ı Saâdet neslinin özelliklerini örnekteki gibi CAHİLİYE TOPLUMUİnsanlara haksızlık taparlarKadınları değersiz görürlerKölelik ön plandadırHaram kazançlar elde ederlerASR-I SAÂDET NESLİKul hakkına riayet ederlerİnsanları köle olarak kullanmazlarKadınları değerli görürlerPutları yıkmışlardırHaram maldan uzak dururlar. 8. Sınıf Peygamberimizin Hayatı Kitabı 46-47-48-49. Sayfa Cevapları Meb YayınlarıKonusu Hakkında Soru Sormak İster Misiniz ? Yorum ve Düşüncelerinizin Bizim İçin Ne Kadar Değerli Olduğunu Biliyor Musunuz ? Destek ve Yorumlarınız için Tıklayınız... Bir öğrenci arkadaşımızın araştırma konusu olarak bize gelen bu soruda sizler için bir araştırma yaptık. Sorunun orijinal hali Allah neden peygamberler göndermiştir? Araştırınız. Toplumların yapılarına ve yaşamalarına göre peygamberler gönderilmiştir. Bu peygamberler yardımcı olmak, yol göstermek ve Allah’ın hükümlerini insanlara anlatmak için gelmiştir. Hayatımızla ilgili küçük bir örnek vererek konuyu sizlere açıklayalım. Hayatımız da sürekli bir gelişme süreci vardır. Bu gelişme süreci basamaklar halinde devam etmektedir. İşte bu değişim sürecinde bizlere yol göstermeleri, bizlere ışık tutmaları için gönderilmişlerdir. Allah’a ulaşmak için ve Allah’ı daha iyi tanımak için peygamberler gönderilmiştir. Oluşturulma Tarihi Ocak 06, 2021 03006. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Vahyin Gönderiliş Amacı konu anlatımında yer alan vahyin gönderiliş amacına hitaben, vahiy nedir, vahiy veya vahyin gönderiliş amacı nedir, Allahü Teala niçin yeryüzüne vahiy göndermiştir, gibi sorulara yanıt arayan ve sizler için detaylıca derlenerek hazırlanan doğru bilgiler ışığında yeniden oluşturduk. Vahyin gönderiliş amacı, konu bakımından; Peygamberlere ve İlahi Kitaplara inanç ünitesi altında toplanmaktadır. Ünite alt başlıklarından biri olan Vahiy ve Vahyin gönderiliş amacı konusu, vahyin ne anlama geldiğini tartışmakta, vahyin gönderiliş amacı üzerine bilgi aktarımı yapmaktadır. Vahiy Ne Demektir? Vahiy sözcüğü, gizli konuşma, ima etme, ortaya çıkarma gibi daha birçok farklı anlamda kullanılmaktadır. Vahiy kavramı İslami literatürde ise; Allahü Teala'nın yeryüzüne peygamberler aracılığıyla bağlanması ve insanlara gönderilen peygamberler yardımıyla da hayatın iyi veya kötü, doğru ya da yanlış kavramlarının iyice kavranıp, sorgulanması sağlanmaya çalışılmıştır. Bu sebeple vahiy İslam’da, ilahi bilgi ya da bu ilahi bilginin gönderiliş tarzı olarak tanımlanmaktadır. Vahiy olarak seçilen peygamber, Allah'ın yeryüzündeki elçisi konumundadır ve Allah isteklerini bu yolla insanlara iletmeye çalışır. Bundan dolayı da Allah'ın istekleri peygamberler aracılığıyla insanlara iletilmiş olur. Vahyin Gönderiliş Amacı Yüce Allah, kullarına irade ve akıl vermiştir. İnsanları diğer canlılardan ayıran irade sayesinde, doğru ve yanlışın ne olduğunu neyden uzak, neye yakın durulması gerektiğini vahiyler aracılığıyla bu sayede iletmiştir. İnsanlık tarihinin başlangıcından bu yana, yeryüzüne birden çok vahiy gönderilmiştir. Her vahiy, yaşadığı tarihin kötü alışkanlıklarının yanlış olduğunu ve doğrusunun bu şekilde olduğunu, insanlara anlatmaya çalışmıştır. Yeryüzüne vahyin gönderiliş amacı; insanları doğru yola itmek, Allah'ın tek ve ebedi varlığını ispatlamak, kötü davranışların ve yanlış eylemlerin ne olduğunu anlatmak, Yüce Allah'ın kullarına yardım etmek, iyilik yapmak gibi birden çok amaçla dünyaya gönderilmiştir. Vahiy insanların tümü için değer ve yargılarının nasıl yaşayıp, yaşatılacağını öğreten iyi bir eğitmendir. Bundan dolayı vahiyler, Allah'ın mesajlarını kullarına iletirken, toplumda yaşanan sorunları da bir yandan çözmeye çalışmakla yükümlüdürler. Allahü Teala Niçin Yeryüzünüze Vahiy Göndermiştir? Vahiy, Yüce Allah'ın kullarıyla arasındaki ilişkiden ve Allah'ın merhametinden doğan bir durumdur. Allah'ın yeryüzüne vahiy göndermesinin birden çok nedeni bulunmaktadır. Öncelikle Yüce Allah, kullarının hem ahirette, hem de yeryüzünde mutlu olmasını istemektedir, bu yüzden vahiy gönderme gereksinimi hissetmiştir. Bunun haricinde insanların sorumluluk kazanmalarını sağlamak, Allah'ın varlığının ve yarattığı dini daha yakından ve daha iyi tanımak, insanların yaşamlarını erdem ve ahlak ilkeleri üzerine inşa etmelerini sağlamak ve buna karşın yeryüzünde var olan ikiyüzlülük, haksızlık ve daha birçok kötü davranışın ne gibi sonuçlar doğurduğunu anlamaya çalışmak, son olarak da insanların arasında yaşanan görüş tartışmalarını sona erdirmek adına Yüce Allah tarafından vahiy gönderilmiştir. Vahyin İnsanlar İçin Neyi İfade Etmektedir? Allah'ın yeryüzündeki elçileri olan peygamberler aracılığıyla, insanların doğru yola sevk edilmeye çalışılması, bunun haricinde Allah ve kulları arasında yaşanan ilişki içerisinde, Yüce Allah göndermek istediği tüm mesajları vahiy yoluyla insanlara iletmiştir. Bu yüzden vahiy insanlar için; rahmeti temsil etmekte, yeryüzünde Allah'ın kullarına rehber olmaya çalışmaktadır. Bunun haricinde vahiy şifadır ve Allah'ın var olduğuna dair en büyük delildir. Vahiyler, Allah'ın açıklaması ve bu sayede insanların yolunu aydınlatan bir ışık haznesini de ifade etmektedir. Tüm bu sebepler çerçevesinde Yüce Allah'ın kulları için gönderdiği vahiyler, bir nimet ve de lütuf göstergesidir. Allah'ın merhametinden doğan ve insanların yanlış yollara girmesini engellemek adına gönderilen vahiyler, Allah'ın emirlerini, yasaklarını veya doğrularını yeryüzünde yaşatmaktadır. İnsanlığa doğru yolu gösterip, onları dünya ve ahiret saadetine eriştirmek için, Yüce Allah'ın indirmiş olduğu son ilâhî kitap, Kur'an'dır. Kur'an, Allah'ın ezeli kelamıdır. On dört asırdan beri insanlığın bütün ihtiyaçlarına cevap vermiş, kıyamete kadar gelecek olan insanların ihtiyaçlarına da cevap verecektir. Yeter ki insan, O'nu kabul etsin, inansın, gerektiği şekilde O'nu okuyup anlasın ve hayatında uygulasın. İnsanlık Kur'an'a sarıldığı, onu doğru anlayıp yorumladığı ve hayatına uyguladığı müddetçe, doğru yoldan sapmayacaktır. Çünkü en doğru ve en sağlam yol, Kur'an yoludur. O, Allah'ın sağlam, kopmayan ipi ve sırat-ı müstakimidir. Nitekim Peygamberimiz veda hutbesinde "size iki şey bırakıyorum bunlara sımsıkı sarıldıkça doğru yoldan ayrılmazsınız. Bu iki şey Allah'ın kelamı kuran ve benim sünnetim'dir" buyurmuştur. Kur'an'ın biz insanlar için getirmiş olduğu evrensel prensipler nelerdir? Peygamber Efendimiz as O'nu şöyle tarif buyurmuştur "Allah'ın kitabı olan Kur'an'da sizden öncekilerin kıssaları, sizden sonrakilerin haberleri, kendi aranızda olanların hükümleri vardır. O, doğruyu eğriden ayıran kitaptır. O, hiçbir zaman anlamsız konuşmaz. O, Allah'ın sağlam ipidir. O, zikr-i hakimdir. O, dosdoğru yoldur. Kötü arzular asla O'nu hedefinden saptıramaz. Diller O'nu karıştırıp bozamaz. Âlimler O'na doyamaz. Müttakîler O'ndan usanmaz. O tekrar tekrar okunmakla eskimez. O, cinlerin işitir işitmez "Biz acayip bir Kur'an işittik ki, doğruya iletir. Derhal ona inandık."Cin Suresi 1-2 dedikleri kitaptır. O'nun ölçülerine göre konuşan doğruyu söyler. O'na göre davranan sevap kazanır. Onunla hükmeden âdil olur. O'na çağıran doğru yola çağırmış olur.Tirmizî Kur'an, yüceler ve hak hedefler için indirilmiş bir kitaptır. Bizzat Kur'an'ın kendisi açık bir şekilde ne için indirildiğini yine kendisi bize haber veriyor. Şu ayet mealleri bunun en çarpıcı örnekleridir "Elif. Lam. Mim. O kitap Kur'an; Onda asla şüphe yoktur. O, muttakîler için yol göstericidir."Bakara Suresi 1-2 "Ey Muhammed! İşte bu Kur'an, ayetlerini inceden inceye düşünsünler, akıl sahipleri aklını kullananlarda öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübârek feyiz kaynağı bir Kitaptır."Sâd Suresi 29 Yani Kur'an muttakîlere hidayet kaynağı olsun, insanlar üzerinde düşünsün ve düşüncelerini geliştirsin ve öğüt alsınlar için indirilmiştir. Bir başka deyişle Kur'an, biz insanlardan şunları istemek üzere indirilmiştir Okunması, üzerinde düşünülmesi, anlaşılması, ihlâsla açıklanması ve ibret alınıp hayatta tatbik edilmesi. İnsanın yaratılışından beri var olan ve çağımızda baş döndürücü bir hal alan değişim karşısında, 1400 küsur yıl önce inmiş olan Kur'an, bugünün problemlerine çözüm getirebilecek ve çağımız insanını da bağlayacak prensiplere sahip bir kitaptır. Bu prensipleri incelediğimizde, bunların genel prensipler olduğunu ve her zaman bütün insanların uygulayabileceği türden ilkeleri içinde barındırdığını görmekteyiz. Kur'an'ın getirmiş olduğu bu evrensel prensiplerden, emir manasını teşkil eden, evrensel beş prensip üzerinde kısa kısa açıklamalarda bulunacağız. Bu evrensel prensiplerden yerine getirilmesi emredilen beş şey şunlardır 1 Çalışmak, 2 Adil olmak, 3 Doğru olmak, 4 Ahde vefalı olmak, 5 Emanetin hakkını korumak. Çalışmak, Allah'ın ezeli kanunudur. Yüce Allah, Kur'an'ında çalışmanın önemini belirterek şöyle buyurmaktadır "İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur. Onun çalışması yakında görülecektir. Sonra ona tastamam karşılığı verilecektir." Necm Suresi 39-41 Bu ayetler insanın ancak çalışmak suretiyle ilerleyebileceğini, dünya ve ahiret saadetinin anahtarlarının meşru yolda çalışmak olduğunu ifade etmektedir. İslamın temeli adalettir. Adalet, düzgün hareket etmek, hak yememek, dengeyi gözetmek, doğruluktan ayrılmamak, doğru yoldan sapmamak gibi insani ve sosyal değerlerin bir bileşkesidir. Kur'an mutlak bir adaleti emreder. Bu hususta inanan inanmayan, yakın uzak, zengin fakir ayırımı yapmaz. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır "...Yakınınız dahi olsa söylediğiniz zaman adaletten ayrılmayınız..." En'** Suresi 152 "Ey iman edenler! Allah için adaletle şahitlik ediniz. Kendinizin, ana, babanızın ve yakınlarınızın aleyhine bile olsa, şahitlik ettiğiniz kimseler zengin veya fakir de olsalar adaletten ayrılmayınız. Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. Onun için nefsinizin hevasına uyup da adaletsizlik etmeyiniz. Eğer şahitlik ederken dilinizi eğip bükerseniz veya doğruyu söylemezseniz, muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır." Nisa Suresi 135 Kur'an'da bizlere emredilen prensiplereden bir diğeri doğruluktur. Nitekim Kur'an'da bu hususta şöyle buyurulmaktadır "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin. Böyle davranırsanız Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur." Ahzab Suresi 70-71 "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Aşırı da gitmeyiniz. Çünkü Allah, sizin yaptıklarınızı çok iyi görendir." Hud Suresi 112 Kur'an'ın ısrarla üzerinde durduğu evrensel prensiplerden biri de ahde vefadır. Ahd, "bir şeyin yerine getirilmesini emretmek, talimat vermek, söz vermek, emir, talimat, taahhüt, antlaşma, yükümlülük, itimat veren söz" anlamlarına gelir. Kişinin verdiği söz ister Allah'a isterse insanlara karşı olsun, mutlaka kişi verdiği sözde durmalı ve sözünün gereğini yerine getirmelidir. Çünkü Yüce Allah, "Ey iman edenler! Yaptığınız akitlerin gereğini yerine getirin..." Mâide Suresi 5 1 "Her kim sözünü yerine getirir ve kötülükten sakınırsa, bilsin ki Allah sakınanları sever." Al-i İmran Suresi 76 "...Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir." İsra Surasi 34 Üzerinde duracağımız son evrensel Kur'an prensibi ise, emanette olmaktır. Genelde emanet, "bir kimseye koruması için bırakılan mal ve eşya" anlamında kullanılmaktadır. Fakat bu anlamın yanında insanın sahip olduğu ve kendisine geçici olarak verilmiş bulunan ruhî, bedenî, ve malî imkanları da kapsar. İslam Hukukunda ise emanet, Allah Tealanın gerek kendi hukuku, gerekse yaratıklarının hukuku ile ilgili olarak insana yüklediği vazifelerin tamamına verilen bir isim olarak tarif edilmektedir. "Mü'minler, emanetlerini ve verdikleri sözü yerine getirirler." Mü'minun Suresi 8 Kur'an'ın her zaman ve şartta insanların uygulayabileceği türden evrensel emirlerine örnekler verdik. Bu prensiplerin her birisi ister müslümanlar tarafından, isterse müslüman olmayanlar tarafından uygulansın farketmez, o topluma mutlaka saadet getirir. Bu prensiplerin uygulanmadığı dünyada ise, -bu gün yeryüzünde olduğu gibi- insanlar mutsuz ve umutsuz olur. Kur'an'a gönül vermiş insanlar olarak, önce bizim bu güzel prensiplere uygun bir hayat tarzına kavuşmamız ve insanlığa örnek olmamız gerekir. Çünkü hayrın ve iyiliğin insanlığa ulaştırılması, bizim görevimizdir. Kur'an'ın getirdiği bir takım yasaklar var ki, bu yasaklardan sadece beş tanesini kısaca açıklayalım Bunlar 1- Allah'a ortak koşmak; 2- Anne ve babaya asi olmak; 3- Haksız yere cana kıymak; 4- Rüşvet almak; 5- Dedi-kodu ve gıybet etmek. Kur'an'a göre en büyük günah, Allah'a ortak koşmaktır. Allah'a ortak tanımak, taş, ağaç, güneş, ay, yıldız, melek, peygamber, şeyh veya Allah'tan başka bir varlığa tapmaktır. Kur'an, Allah'a eş ve ortak koşmayı şirk ve en büyük haksızlık; zulüm olarak tanımlamaktadır. Nitekim şu iki ayet-i kerimeler bunun en çarpıcı örneklerini teşkil etmektedir "Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; ondan başka günahları dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır." Nisa Suresi 116; "Şüphesiz ki şirk, büyük bir zulümdür." Lokman Suresi 31 13 Zulüm, bir şeyi gerekli olan yerden kaldırıp başka bir yere koymak, maksattan ayrılmaktır. Allah, dirilten, öldüren, rızık veren, nimetlendiren ve ortağı olmayan Rab'dir. Başka bir şey Allah'a ortak koşulduğu zaman, en büyük zulüm işlenmiş olur. Onun için de Kur'an, şirk koşanların şiddetli azaba çarpılacaklarını ve cennete girmelerinin mümkün olamayacağını şöylece ifade buyurmuştur "Kim Allah'a ortak koşarsa şüphesiz Allah ona cenneti haram kılar; artık onun yeri ateştir ve zalimler için yardımcılar yoktur." Maide Suresi 72 Kur'an, bizlere anne babamıza iyilik etmemizi emretmekte onlara asi olmaktan bizleri sakındırmakta ve şöyle buyurmaktadır "Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine 'of' bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine kanat ger ve 'Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara öyle rahmet et' diyerek dua et." İsra Suresi 23-24 Bu ayetlerde Yüce Allah, kendisine ibadetten sonra ana-babaya iyilik etmeyi hatta onlara "öf" bile denmemesini emretmektedir. Çünkü insanı yaratan Allah'tır, ana baba da yaratmanın sebebidir. İnsan, yeryüzünde Allah'ın değer verdiği ve bütün canlılardan üstün kıldığı yüce bir varlıktır. Her ne sebep ve hangi şekilde olursa olsun, onun küçümsenmesi, ayıplanması, kusurlarının sağa sola taşınması, yasak olduğu gibi haksız yere canına kıyılması da şiddetle yasaklanmıştır. Şu ayetlerde olduğu gibi, haksız bir insanın öldürülmesi bütün insanlığı öldürmek olarak kabul edilmiş, müminlerin özellikleri sayılırken de cana kıymazlar diye vasıflandırılmışlardır. "Kim bir insana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın bir insanı öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur." Maide Suresi 32; "Müminler, Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan, günahının cezasını bulur." Furkan Suresi 68 Son iki evrensel yasak prensip ise, toplumu içten içe kemiren ve güven duygusunu yok eden insani ve sosyal iki hastalıktan oluşmaktadır. Bunlar rüşvet ve dedi-kodudur. Bu iki kötü şey Kur'an'da şu ifadelerle yasaklanmıştır "Ey inananlar, mallarınızı aranızda batıl sebepler ile yemeyin, ancak karşılıklı rıza ile yaptığınız ticaretle yiyebilirsizin." Nisa Suresi 29, "Mallarınızı batıl sebepler ile yemeyin. Bile bile insanların mallarından bir kısmını günah bir biçimde yemeniz için onları hakimlerin önüne atmayın." Bakara Suresi 188 "Biriniz diğerinin arkasından çekiştirmesin gıybet etmesin. Biriniz ölmüş kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte bundan iğrendiniz. O halde Allah'tan korkun, şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir." Hucurat Suresi 12 Kur'an, insanları mutlu kılmak için indirilmiş bir kitaptır; prensipleri evrenseldir ve her zaman ve şartta uygulanabilecek özelliğe sahiptir. Herkes iyice düşünsün bakalım; acaba bu ilke ve prensiplerden hangisi bu çağda geçersizdir? Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.Kehf suresi 54 Andolsun , öğüt alsınlar diye biz Kur'an'da insanlar için her türlü misali verdik.Zümer suresi 27 Eğer biz, bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. İşte misaller! Biz onları insanlara düşünsünler diye veriyoruz.Haşr sur. 21 YARABBİ BİZLERİ KURAN AHLAKI İLE AHLAKLANDIR. AMİN Beni Ona sorsanız, 1 ölüyüm. Bana O'nu sorsanız tüm kalemlerim... Cenâb-ı Hakk'ın şerîatını, emirlerini, yasaklarını, haberlerini kullarına bildirmek için gönderdiği müstesna zatlara Peygamber Hak emir ve yasaklarını bildirmek üzre zaman zaman Peygamberler Peygamberler,Cenabı Hak ile kulları arasında bir tarafından gönderrilen Peygamberlerin sayısı bir rivayete göre 124 bin ,diğer bir diğere rivayete göre 224 bindir. Peygamberler insanları, Allâh'a şirk koşmak ve puta tapmak gibi dalâletlerden kurtarmaya, inananları hem dünyada hem de âhirette saâdete erdirmeye vesiledirler. İnsanların akılları gerçek kurtuluş yolunu bulmakta yetersiz olduğundan Hazreti Allâh, kullarının ebedî saadeti için peygamberler göndermiştir. Peygamberler, Allâh tarafından mûcizelerle kuvvetlendirilmişler; Allâh'ın izni ile bir çok hârikulâde yani eşi görülmemiş ve olamaz diye bilinen şeyler, onların elinde kolayca olmuştur İmtihan adalet ölçüsüne göre yapılır. Bir öğretmen, imtihandaki adalet ölçüsü, tatbikatı, uygulamayı ister.. Aynen bunun gibi, Allah kullarını imtihan için öğrencilerine tatbikat yaptırması gerekir. Tatbikat ise, öğretici bir muallim ve onun elinde de bir kitap/ders notlarının olmasıyla gerçekleşir. İşte insanlık camiasının hayat okulundaki muallimleri peygamberler, ders notları ise semavî kitaplardır. “Bir peygamber göndermedikçe kimseye azap etmeyiz”İsra, 17/15 mealindeki ayet, bu gerçeğe dikkati çekmektedir. -Ayrıca, şu koca evrenin yaratılmasının elbette bir çok gayesi vardır. Her tarafı hikmetlerle donatılmış evrenin gayesiz, abes, lüzumsuz olduğunu tasavvur etmek için deli olmak lazımdır. Bu gayelerin başında her şeyden önce Allah’ın kendini tanıtması ve kullarından bunu öğrenmelerini istemesidir. “Cinleri ve insanları beni tanımaları ve bana kulluk etmeleri için yarattım”Zariyat, 51/56 mealindeki ayette bu hakikate işaret edilmiştir. Kulların bu tanıma ve kulluk işini öğrenmesi de muallimsiz ve kitapsız olamaz.. -Allah’ın isim ve sıfatlarını yansıtan, onları ders veren, sonsuz ilim ve kudretini yansıtan, mücessem bir Kur’an olan kâinat kitabıdır. Kâinat kitabının derin manalarını, ince nakışlarını, yüce Yaratıcıyı tanıtan mesajlarını öğrenmek için, onu ders veren bir muallime ihtiyaç vardır. Aksi takdirde, bir kitap ne kadar harika olursa olsun, onun manaları bilinmiyorsa ve onu ders veren bir muallimi de yoksa, onun boş bir tomar kâğıttan farkı yoktur. Tıpkı bunun gibi, Kâinat kitabını en ince güzellikleriyle ders veren, Yaratıcı ile olan bağlarını anlatan, onun yaratılış gayesini açıklayan Kur’an gibi bir kitap ve Hz. Muhammed gibi bir muallim olmasaydı, kâinat kitabının bu ince sırları anlaşılabilir miydi? Nitekim, Kur’an’a ve Hz. Muhammed kulak vermeyenler, materyalistçe düşünceleriyle, evreni anlamsız, gayesiz, hedefsiz bir kukla olarak telakki ettikleri gibi, insanları da nereden gelip, nereye gideceği, niçin geldiği ve niçin bir müddet sonra kaybolup gideceği bilinmeyen bir zavallı olarak görürler. İşte bu yanlış anlayışların düzeltilmesi için bir Kitap ve o kitabın Muallimi gereklidir. İnsan, irade sahibi bir mahlûk... Dilediği şeyi konuşabiliyor; birkaç heceye mahkûm değil. İstediği yöne gidebiliyor; belli bir mekâna hapsedilmemiş. Ve insan, toplum hayatı süren bir varlık; diğer insanlarla çok yönlü münasebet halinde. İşte insan, bu irade ve hürriyet nimetiyle birlikte büyük bir imtihana tabi tutulmuş. Cennet ve cehenneme o aday kılınmış. Yol kavşağına o oturtulmuş. Öte yandan insan, canlısıyla ve cansızıyla, âlemdeki bir çok varlığın karakterlerini adeta bünyesinde toplamış. Taş gibi sert de olabiliyor, pamuk gibi yumuşak da. Kurnazlıkta tilkileri, merhametsizlikte canavarları çok geri bırakabiliyor. Öyle ise, her yöne gidebilen, dilediğini yapabilen, doğru ve yanlış hareket edebilen ve çok farklı ve hatta birbirine zıt şeyler söyleyebilen bu varlık için bir rehber gerekiyor. Bu yol gösterici, “akıl” olamaz. Çünkü akıl, şu varlık âlemini kimin yarattığını, insandan neler istediğini, hangi işlerden razı olduğunu, ölüm ötesinin hangi beldeye çıktığını ve böyle daha nice soruları cevaplandıracak güçte değil. İşte insan aklının metafizik sahadaki bu acizliği, insana yol gösterecek bir başka rehberi gerekli kılar. Bu rehber ise peygamberdir. Peygamber, Cenâbı Hakkın razı olduğu insan modelidir. Taklit edilmesiyle hakikate ve hidayete kavuşulan örnek şahsiyettir. Ve peygamber, ismet sıfatına sahiptir. Yani, ondan, Allahın razı olmayacağı hiçbir söz, fiil ve hareket sâdır olmaz. O, bu noktada ilâhî bir murakabe ve rabbanî bir sigorta altındadır. Hem sözleri, hem işleri, hem de hâlleri insanlar için birer hidayet meşalesidir. “Resul” sıfatıyla insanlara sadece hakkı, doğruyu, güzeli emreder ve bunlara “abd” sıfatıyla, en ileri seviyede, kendisi uyar. Evet, şöyle müzeyyen bir kâinatın öyle mukaddes bir Sâniine böyle bir resul i Ekrem, ışık şemse lüzumu derecesinde elzemdir. Çünkü nasıl güneş ziya vermeksizin mümkün değildir. Öyle de, Ulûhiyet de peygamberleri göndermekle kendini göstermeksizin mümkün değildir.

allah insanlara peygamber göndermesinin sebebi nedir